Uyku ve rüyalar hakkında bilimsel gerçekler

Acaba, hayatımızın önemli bir kısmını kaplayan rüyaları neden görüyoruz? Rüyalar çıkar mı? Uykuda beynimiz ve vücudumuzda neler olur? İstanbul Bilim Üniversitesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Deneysel Cerrahi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, Yrd. Doç. Dr. Oytun Erbaş ile uyku ve rüyaların gizemli dünyasına bilimsel açıdan baktık. Prematüre bebekler uykularının %80’ini REM uykusunda rüya görerek geçirir. Normal yenidoğanlar tüm uyku zamanın %50’sini, erişkinler ise %20’sini rüyada geçirirler.

Rüyalar hakkındaki bilimsel gerçekler

Uyku nedir?

Uykuyu, gün içerisinde harcanan enerjinin tekrar yerine koyulması için çalışan bir mekanizma olarak düşünebiliriz. Uyku,  dinlenme durumudur ve her canlı uyur. Bu hem beyin hem diğer tüm organlar için gereklidir. Canlıların uyku ihtiyaçları farklılık gösterir. Bebekler günün %80-85’ini uykuda geçirirken yaşlandıkça bu ihtiyaç %20’lere kadar iner.

Uyku hangi evrelerden oluşur?

Uyku, NON – REM ve REM olmak üzere iki dönemden oluşur. REM (Rapid Eye Movement) hızlı göz hareketi olan, NON – REM ise bu göz hareketlerinin olmadığı durumdur. Gözlerinizi kapattığınızda önce NON-REM uykuya dalarsınız. NON – REM 1,2,3,4 şeklinde derinleşir. Uyku derinleştikçe beyin aktivitesi yavaşlar, beynin enerji tüketimi azalır. NON – REM 4’te çok derin uyku hali görülür. Bu derin uyku “koma” tabir ettiğimiz duruma yakın bir uykudur. İşte bu NON – REM 4, bizim dinlenmemizi sağlayan uyku evresidir.

Uyku, sabaha kadar NON – REM 1-2-3-4 olarak derinleşip daha sonra 4-3-2-1 olarak tekrar yüzeyselleşir. Beyindeki enerji ihtiyacı da aynı şekilde azalır ve artar. Her NON – REM’den sonra REM olur. Rüya gördüğümüz evre de bu “REM” evresidir. Bu döngü sabaha kadar 5 defa yaşanır.

REM uykusunda uyandırılan insanlar rüya gördüklerini söylerken, NON – REM uykusunda uyandırılanlar rüya görmediklerini söylemiştir. Dolayısıyla buradan rüyanın REM evresinde görüldüğünü anlıyoruz. Yine REM uykusunda bütün kaslar inhibe olur yani buna bir çeşit felç durumu diyebiliriz. Eğer böyle olmasaydı rüyada görülen durumu fiziksel olarak da yaşardık. Mesela, rüyanızda biri sizi kovalıyorsa siz de uyku halindeyken kalkıp kaçmaya başlardınız. Hatta bazen rüya görürken kaçmak istediğiniz olay veya kişiden kaçamadığınızı, bağıramadığınızı görürsünüz. İşte bu durumların yaşanma sebebi o anda kasların çalışmıyor olmasıdır.

Uykunun ne kadarında rüya görüyoruz?

Prematüreler uykularının %80’ini REM uykusunda rüya görerek geçirir. Normal yenidoğanlar tüm uyku zamanın %50’sini, erişkinler ise %20’sini rüyada geçiriyor. Doğumdan ölüme kadar uyku ihtiyacı azaldığı gibi rüya da azalır. Yaşlandıkça NON – REM 4 dediğimiz derin uykular da azalır ve daha yüzeysel uyumaya başlarız. NON – REM 4 evresinde kalp atışları yavaşlar, oksijen ihtiyacı azalır.

Rüya görürken beyinde neler oluyor?

Uykuya, yani NON – REM’e dalındığında beyinde oksijen, şeker tüketimi azalır. REM uykusunda ise tam tersidir. Rüya görürken beyindeki oksijen ve şeker tüketimi fazladır ve beyin aktiftir, günlük hayattaki gibi çalışır. Ama rüyalarda beynin bilinçli dediğimiz bölümü olan prefrontal korteks çalışmaz. Bu sebeple rüyalarda ahlâk, ödül, ceza, sosyal durumları düzenleyen kurallar yoktur. Rüyalarda beynimizin amigdala olarak adlandırılan bölümü aktiftir. Amigdala, başta korku olmak üzere, duyguların denetiminden sorumludur.

Rüya aynı zamanda bir psikoterapidir diyebilir miyiz?

Evet, diyebiliriz. Bir yüzleşme mekanizması gibidir. Bilinçaltınıza attığınız şeyler rüyalarda karşınıza çıkar. Gün içerisinde etkilenmediğinizi düşündüğünüz bazı kişi veya olaylar bilinçaltınızın canını sıkabilir. Bilinçliyken unutmuş yada etkilenmemiş gibi yaptığınız veya farkında olmadığınız bu tip durumlar rüyanızda tekrar su yüzüne çıkar.

Dünyada 5-6 tane rüya konusu vardır. Bunlar; Dişlerin dökülmesi, uçmak, hazırlıksız sınava girmek panik yapmak, kaza yapmak, çıplak kalmak (utanmak) gibi. Bu da şunu gösteriyor ki dünyanın neresinden olursanız olun insanlar benzer rüyaları sıklıkla görür. Biz buna “kollektif bilinç” diyoruz.

Rüya görmeseydik ne olurdu?

İnsanlar çok büyük sıkıntılar çekerlerdi. Mesela, rüyanızda sevdiğiniz birinin ölümünü görüyorsunuz. Bu aslında o sevdiğiniz kişinin ölümü ile bir yüzleşmedir. Siz uyanıkken de sevdiğiniz birinin ölümünü düşünmek rahatsız edicidir ancak uyanık olduğunuzda prefrontal korteks bu düşüncenizi hemen yatıştırır. Ama bu düşünce gece rüyanıza girdiğinde o kişinin öldüğünü görürsünüz çünkü o anda bu düşünceyi yatıştıracak olan prefrontal korteks devre dışıdır. Prefrontal korteks çalışmadığı için size o anda “yok canım neden ölsün, sapasağlam adam, bir sorunu da yok” diyecek mekanizma yoktur.

Bazen de karman çorman alakasız rüyalar, görüntüler görebilirsiniz. Bunun sebebi ise beyin sapında oluşan bir aktivitedir. Bu aktivite o süre boyunca beyni tarar, dolayısıyla birbiri ile alakasız şeyleri karışık olarak görebilirsiniz. Fakat genel olarak baktığımızda birçok rüya o gün yaşadığınız olaylara ait ya da halletmeniz gereken konularla ilgili bir yüzleşmedir. Bu bir çözüm mekanizması olarak düşünülebilir zira korkularla, sorunlarla yüzleşmek de bir çözüm yoludur.

Nasıl ki biri ile dertleşmek insanı rahatlatırsa, yüzleşmek de rahatlatır ve çözüm bulmanızı sağlar. Rüyalarda bilinçli beyin çalışmadığı için daha net bir yüzleşme yaşanır. Gerçekte birlikte çalışmak istemediğiniz iş arkadaşınızı rüyanızda öldürdüğünüzü görmeniz olasıdır.

Uyuduğumuz ortam, çevresel faktörler rüyalarımızı etkiliyor mu?

İnsanlar rüya görürken vücut ısısı düşer. Rüya gören insanların daha uzun süre soğuğa maruz kalmasının rüya süresini uzattığı gözlenmiştir. Rüyanızı anlattığınızda halk arasında söylenen “senin üstün açık kalmış!” sözü de buradan çıkarılmış olabilir. Eğer üzeriniz açık yatarsanız daha uzun süre rüya görebilirsiniz.

Rüyalar geleceğin habercisi mi? Rüyalarımız çıkıyor mu gerçekten?

Aslında, pek çok rüya görürsünüz bunların bazılarını hatırlar çoğunu hatırlamazsınız. Fakat gün içerisinde bir olay yaşandığında o rüyalardan birinde bu olayı gördüyseniz “işte rüyam çıktı” dersiniz. Burada gördüğümüz binlerce görüntü içerisinden seçtiğimiz, hatırladığınız rüyadır. Algıda seçicilik diyebiliriz.

Rüyaların başka ne gibi etkileri var?

Rüya, 30 saniyeden tutun 4 dakikaya kadar çeşitli sürelerde görülebilir. Sabah kalktığınızda muhtemelen en son gördüğünüz rüyayı hatırlarsınız. Ayrıca insanlar ders çalıştıktan sonra uyuduğunda REM uykularının arttığı da görülmüştür. REM evresi öğrenmeyi de sağlamaktadır. Ders çalışıp uyursanız bilgiyi hafızaya kaydetmiş olursunuz. Bu sebeptendir ki travmatik olaylardan sonra uyumak önerilmez çünkü REM evresi öğrenmeyi sağlayarak bu kötü olayın ileride hatırlanma ihtimalini arttırmaktadır. Uykuda, beyindeki amigdala çalışır durumda olduğundan duygu yaratır ve hemen yanında yer alan hipokampus bu veriyi kaydeder. Buradaki duygu yoğunluğu hafıza kaydını da arttırır.

 

Röp: Serap Torun

 

Reklam
Ailelerin ve uzmanların tercih ettiği yayın. Anne bebek çocuk sağlığı, gelişimi ve beslenmesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.