Söz her şeydir

Söz her şeydir
Söz her şeydir

Yapıp ettiğimiz her şeyi düşüncelerimizin yolculuğunda uğranılan duraklar olarak görebiliriz. Düşünceyi başlangıç, eylemi ise sonuç olarak tanımlayabiliriz. Peki söz? Söz her şeydir! Söz, düşüncelerimizi dönüştürür ve eylemlerimizi yönetir. Çünkü insanoğlu iletişimle hayatını sürdüren bir varlık. Düşündüğünü iletişimle eyleme geçiren, eylemini iletişimle yöneten. O halde sözün gücüne odaklanalım.

İletişim yüzyılında yaşayan bireyler olarak, hayatımız tam anlamıyla iletişim ağlarıyla çevrili durumda. Kendimizi gerçekleştirdiğimiz her alanda, kullandığımız iletişim dili ve sözcükler hem bizi biz yapıyor, hem de tüm düşüncelerimiz ve eylemlerimizi bazen farkına bile varmadığımız bir şekilde dönüştürüyor. Yani kilit noktamız dil ve sözcüklerimiz.

Düşünce trendleriyle gün be gün yenilenen toplumlar ve bireylerde maalesef dil, düşünce ve düşünce trendlerinin hızına ayak uyduramıyor. O sebeple bir çoğumuz 2020 yılında 2010 yılının belki daha da öncesinin sözcükleri ve kelimeler dünyasıyla iletişimini sürdürüyor.

Size bu konuyu bir soruyla anlatmak istiyorum. Aşağıdaki kelimeler ve cümlelerden hangilerini günlük iletişim dilinizde kullanıyorsunuz?

  • Özürlü, sakat, zihinsel hasta, engelli…
  • Siyahi, zenci…
  • Kadın doktor, hanım başbakan…
  • Hepimiz engelli adayıyız.
  • Bir şans verildiğinde başarabiliyorlar.
  • Bir gün hepimizin başına gelebilir…

Farkında olmadan kullandığımız bu sözcükler, ülkemizdeki milyonlarca kişiyi “biz ve onlar”, “ben ve öteki” şeklinde ayrıştırarak tanımladığımızı, milyonlarca kişiyi zihnimizde ötekileştirdiğimizi gösteriyor. Dil düşüncelerimizi, düşüncelerimiz dilimizi etkiliyor ve biz yapıp ettiklerimizle yine farkında olmadan ayrışmış bir toplum inşa ediyoruz el birliğiyle.

İhtiyacımız olan  bütünleşmiş bir dünya. Söz ve eylemlerinde farkındalık sahibi olan toplumların inşa edeceği bütünleşmiş bir dünya.

Bu sebeple zihinsel bir dönüşüme ihtiyaç var. Her şeyden önce her bir bireyin eşit insan ve vatandaşlık haklarına sahip olduğunu bilmeliyiz. Zihinsel, bedensel, biyolojik, etnik farklılıklarından dolayı toplumda sayısal olarak azınlık konumunda olan hiçbir kimse toplumun olağan çoğunluğundan daha az yaşam hakkına sahip değildir.

Sadece söz söyleyerek nasıl bir dünya yaratıyoruz? Gördüğünüz manzara hoşunuza gitmeyecek biliyorum, o halde kendi dil devrimimizi yapmakla işe koyulalım.

Merve Kılıç – Sivil Toplum Uzmanı