Siber zorbalığa uğrayan çocuk saklamayı tercih ediyor!

Siber zorbalık terimini duymayan kalmamıştır. Günümüz dijital çağında sıkça karşımıza çıkan bu durum hakkında bilgilenmek, çocuklarımızın dijital mecraları doğru ve fonksiyonel kullanmasını sağlamak önemli. Cep telefonlarının kullanım yaşının giderek düştüğü, internete ulaşamın daha da kolay olduğu bugünün koşulları aslında bilgiye ulaşmada avantajken aynı zamanda çocuklarımız açısından yıkıcı sonuçlar doğurabilen bir hâle de dönüşebilir. Peki bu aradaki ince çizgide dengeyi nasıl tutturmak gerekiyor? Konu hakkındaki soruları Çocuk Genç ve Yetişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci yanıtladı.

Siber zorbalığa uğrayan çocuk saklamayı tercih ediyor!

Siber zorbalık tanımı nedir?

Öncelikle siber zorbalığın ne olduğunu iyi bilmek lazım. Siber zorbalık birey veya grup tarafından başkalarına zarar vermek amacıyla gerçekleştirilen eylemlerde teknolojinin bir araç olarak kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Birinin internet hesabını kullanmak, bozmak, şiddet ve nefret içeren mesaj, mail gönderme, tehdit etme, internet ortamında bir kişiye ilişkin olumsuz yazıları, görüntüleri paylaşma, pornografiye maruz kalma ya da pornografik görüntü vermeye zorlanma hepsi siber zorbalık içinde değerlendirilir.

Siber zorbalık mağduru çocuklar nasıl davranıyor?

Siber zorbalık yaşı kaç olursa olsun herkesi olumsuz etkiler. Çocuk ve gençler ise bu durumda utanma, yargılanma korkusu ile yetişkinlerden durumu saklama eğilimindedirler. Aynı zamanda hesaplarının kapatılacağı, onlara yasak geleceği endişesi de yaşarlar. Gittikçe kendine olan güvenini kaybeder. Bu durum devamlı bir hale gelir. Çünkü birebir zorbalıkta eve geldiğinde ya da ortamdan uzaklaştığında zorbalıktan uzak durabilir. Ama siber zorba ona her yerde ve her ana ulaşabilmektedir.  Bu döngüden çıkmakta zorlanır. Arkadaşlarından koparlar, sosyal aktivitelere katılmak istemezler. Okula gitmek istememe sık görülür. Sık hastalanma sürekli üzgün olma, depresyon siber zorbalık sonrası ortaya çıkabilir.  En önemlisi siber zorbalık nedeniyle kendine zarar verme ve intihar etme sık görülmektedir. Aslında fiziksel zorbalıkla benzerdir ancak sürekliliği ve daha geniş kişileri kapsayabilmesi nedeni ile daha ağır olabilir.

Siber zorbalık ile ilgili bilim neler söylüyor?

Siber zorbalığa ilişkin araştırmalar gittikçe artıyor. Bu araştırmalar bazı sonuçları doğruluyor. Kız ve erkek çocuklar, her iki cinsden de zorba çıkabiliyor. Kızlara yapılan zorbalıklar daha çok cinsellik kaynaklı zorbalıklar yapılırken, erkek çocuklara yapılanlar daha onların kimliklerini yok etmeye, değersizleştirmeye, silikleştirmeye yönelik zorbalıklar oluyor.

156,384 çocuk ve genci kapsayan 33 çalışmanın sonucunda da siber zorbalık kurbanlarının hem kendine zarar verme hem de intihar etme açısından diğerlerine göre daha büyük risk altında olduğunu göstermiştir. Yine araştırmalarda siber zorbalığa uğramanın depresyon ve anksiyete riskini arttırdığı da bulunmuş. Çalışmalar tahmini olarak gençlerin %15 ila % 35’inin siber zorbalık mağduru olduğunu göstermektedir.

Siber zorbalık konusunda aileler neler yapabilir?

Aileler öncelikle yaşlarına uygun teknoloji kullanımı ve siber ortam denetimi yapmalı. Siber zorbalık hakkında çocuklarıyla konuşmalı, onları uyarmalılar. Onları siber ortam güvenliği hakkında (kimlerle iletişim kurmalı, adres, kimlik bilgisi, resim paylaşmamaları, parola, şifre güvenliği vb) bilgilendirmeliler ve aralıklarla onlarla paylaşım yapıp sorun olup olmadığını anlamaya çalışmalılar.

Çocuğun siber zorbalığa uğradığından bu belirtileri gördüklerinde şüphelenebilirler:

1.     Arkadaş ve aile etkinliklerinden çekilme.

2.     Okula gitmek istememe, okul aktvitelerine katılmak istememe.

3.     Notlarında bozulma.

4.     Evde öfkeli davranışlar.

5.     Uyku ve iştah da değişim, ruhsal durumunda değişim.

6.     Bilgisayar, cep tel vs aktivitelerini gizlemek, o konuda konuşmak istememek, uzak durmaya çalışmak ya da kendininkini değil ebeveynlerininkini kullanma

7.     Gelen bildirimlerde aşırı gergin, ürkek olmak, sonrasında üzgün olmak.

Bu durumda çocukla konuşmak gerek. Birine, güvenebileceği birine anlatmak onu rahatlatacaktır. Sonra yardım almak ve zorbayı durdurmak gerekir. Zorbayı engellemek, çocuğun devamlı siber ortamı kontrol etmesini durdurmak ve gerekirse zorbayı tespit ettirerek şikâyet etmek gerek. Zorbaya yanıt verilmemeli, sorun artar. Ancak yolladıklarını saklamak, ekran görüntüsü almak sonrasında zorbanın ailesi, okul ya da polisle görüşmek için gerekli olur.

Siber zorbalığa karşı nasıl bir yol izlenmeli?

Siber zorbalıktan korunmak için çeşitli yollar var. İlk gerekli olan siber ortamdan özellikle kırılgan yaşlarda mümkün olduğunca uzak olmak ve çocukların bu ortamları kullanımlarını denetlemek tabiki. Sonra kişinin kendine yeterli olması, güven duyması en önemli koruyucu faktör. Bu kendine yeten, sınırlarını bilen ve sorumlu çocuk yetiştirmek gerekiyor demek. İyi akademik performans ve diğer sosyal yeterlilikler, sürekliliğe karşı en güçlü koruyucu faktörler olarak bulunmuş. Ayrıca yine olumlu akran etkileşimi, zorba / mağdur olmaya karşı en güçlü koruyucu.  Okul temelli önleme programları hazırlanmış. Bu programların hem zorbalığı engellemekte hem de engellemese bile sürmesini durdurmakta etkili, olduğu araştırmalarla gösterilmiş.

Bu bulgular, politika yapıcıların, öğretmenlerin, ebeveynlerin, klinisyenlerin ve gençlerle çalışan diğer kişilerin, çocukların ve gençlerin korunmasına ilişkin bilinçli kararlar vermelerini desteklemek için önemli. Siber zorbalık olduğunu artık bilmeyen kalmadığını düşünüyorum. Mesele uygun adımları atmakta.

 

Röp: Serap Torun

Kidsgourmet Yayın Yönetmeni
Sağlık, Çocuk ve Teknoloji Yazarı

Serap Torun
Kidsgourmet Yayın Yönetmeni. Teknoloji ve sağlık alanında çalışan bir yazar ve anne.