Şarbon hastalığı hakkında bilinmesi gerekenler ve korunma yolları

Şarbon, bacillus anthracis olarak bilinen gram-pozitif, çubuk biçimli bakterilerin neden olduğu, ot yiyen hayvanlarda oluşan ve bu hayvanların yenmesi yahut etine temas hatta solunması ile bulaşan ciddi bulaşıcı bir hastalıktır . İnsanlar şarbon olan hayvanlarla veya hayvan ürünleriyle temas ettikleri takdirde şarbon bulaşabilir. Bu nedenle hastalığın olduğu bu dönemde çok emin olunmayan et ve et ürünlerinden uzak durmak şarbondan korunmak için en önemli yoldur. Şarbon insandan insana bulaşmamaktadır. Ancak şarbon, hastalanan kişiler tedavi edilmediği takdirde ölüme kadar varan sonuçlar doğuran tehlikeli bir hastalıktır.

Bir kişinin geliştirdiği hastalığın türü, şarbonun vücuda nasıl girdiğine bağlıdır. Tipik olarak, şarbon, deri, akciğerler veya gastrointestinal sistem yoluyla vücuda girer. Her türlü şarbon, sonunda tüm vücuda yayılabilir ve antibiyotiklerle tedavi edilmezse ölüme neden olabilir. Şarbon hastalığı nedir konusunu açıklığa kavuşturduktan sonra şarbon hastalığının belirtileri ve çeşitlerine göz atalım.

Kutanöz ( Deri şarbonu)

En yaygın şarbon enfeksiyonu şeklidir ve en az tehlikeli olanı olarak kabul edilir.
Enfeksiyon genellikle maruziyetten 1 ila 7 gün sonra gelişir.

Antraks sporları deriye girdiğinde, deri şarbonu geliştirebilir. Bu durum enfekte hayvanları veya yün, post veya saç gibi kirli hayvan ürünlerini işleyen kişilerde gerçekleşebilir. Kutanöz şarbon, baş, boyun, ön kol ve ellerde sık görülür. Enfeksiyon bölgesi çevresindeki deri ve dokuyu etkiler. ete temas edilen yerlerde önce pembe sonra kızaran bir yara şeklinde ortaya çıkar. Birkaç gün içerisinde o yaranın içi su dolar ve ortadan başlayarak yara siyahlaşmaya başlar. Kabuklaşır ve ortasında ülser meydana gelir.

Kuraköz şarbon en sık görülen şarbon enfeksiyonu şeklidir ve aynı zamanda en az tehlikeli olanıdır. Enfeksiyon genellikle maruziyetten 1 ila 7 gün sonra gelişir. Tedavi olmadan, kutanöz şarbonu olan kişilerin% 20 kadarı ölebilir. Bununla birlikte, uygun tedavi ile, hemen hemen tüm deri şarbonu hastaları hayatta kalır.

Gastointestinal (Sindirim sistemi şarbonu)

Bir kişi şarbonla enfekte bir hayvanın çiğ veya az pişmiş etini yediği zaman, gastrointestinal şarbon gelişebilir. Yutulduğunda, şarbon sporları üst gastrointestinal sistemi (boğaz ve özofagus), mide ve bağırsakları etkileyebilir.

Enfeksiyon genellikle maruziyetten 1 ila 7 gün sonra gelişir. Tedavi olmadan, gastrointestinal şarbonlu hastaların yarısından fazlası ölür. Ancak uygun tedavi ile hastaların% 60’ı hayatta kalmaktadır.

Solunum yolu şarbonu

Bir kişi şarbon sporlarını soluduğunda, inhalasyon şarbonu geliştirebilir. Yün değirmenleri, mezbahalar ve tabakhaneler gibi yerlerde çalışan insanlar, enfekte hayvanlarla veya enfekte hayvanlardan bulaşmış hayvan ürünleri ile çalışırken sporlar nefes yoluyla bulaşabilir. Toz şarbon genellikle akciğerlerde, gözde şişme ve beyin yayılımına neden oluyor. Solunum yolu (inhalasyon) şarbonu, öncelikle vücudun diğer kısımlarına yayılmadan önce göğüste yer alan lenf düğümlerinde başlar, sonuçta şiddetli solunum problemleri ve şoka yol açar.

İnhalasyon şarbonunun en ölümcül şarbon olarak kabul edilir. Enfeksiyon genellikle maruziyetten bir hafta sonra gelişir, ancak 2 ay kadar sürebilir. Tedavi olmadan, inhalasyon şarbonu olan hastaların sadece% 10-15’i hayatta kalır. Bununla birlikte ağır bir tedavi ile hastaların yaklaşık% 55’i hayatta kalmaktadır.

Ülkemizde son günlerde özellikle büyük şehirlerde gözlenen şarbon nedeniyle emin olunmayan et ve et ürünlerinin yenmemesi korunmanın ilk yoludur. Kimin kestiği, nereden geldiği bilinmeyen etler tehlikeli olabilir. Evde emin olunan etler ile yemek yaparken etin iyice pişirilmesi, çiğken eti eldiven ile tutmak, kullanılan bıçağı ve kesme tahtasını dezenfekte etmek alınabilecek önlemlerdendir. El yıkamak çok önemlidir. Şarbona neden olan bakteri özellikle sabundan, dezenfektanlardan etkilenmektedir. Bu nedenle ellerin sık ve iyi yıkanması koruyucu etki yapar.

Bu dönemde et konusunda çok rahatsız oluyor ve satın aldığınız ürünlerden emin olamıyorsanız, hayvansal protein yerine baklagillere (nohut, kuru fasulye, barbunya, mercimek vb.) ağırlık verilerek protein ihtiyacı bitkisel ağırlıklı karşılanabilir.Süt ve süt ürünlerini bu dönemde pastörize tüketmeniz önerilir.

 

 

Kaynak: WHO ( Dünya Sağlık Örgütü) ve CDC Centers for Disease Control and Prevention

Bu içerik, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan tarafından kontrol edilmiştir.

 

Ailelerin ve uzmanların tercih ettiği yayın. Anne bebek çocuk sağlığı, gelişimi ve beslenmesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.