Robot oyun arkadaşları çocukların psikolojisini nasıl etkileyecek?

Son zamanlarda yapay zekâ ile çalışan yeni nesil robot oyuncaklar yaygınlaştıkça bu oyuncakların çocuklara iyi bir şeyler öğretebileceği düşünülmeye başlandı. Çünkü çocuklar onlarla konuşuyor, şakalaşıyor birlikte oyun oynuyor. Belki ilerleyen süreçte daha da fazla zaman geçirmeye başlayacaklar.

Aslında yapay zeka ile genel anlamda ilk diyaloğumuz telefonlarımız aracılığı ile oldu. İlk önce Siri ardından Google Asistan bizimle konuşmaya başladı. Hatta hatırlarsanız ilk günler Siri ile küfürlü konuşmaya çalışan, saçma sorular sorarak Siri’den yanıt isteyenler olmuştu.

Robot oyun arkadaşları çocukların psikolojisini nasıl etkileyecek?

Neyse ki bu süreç kısa sürdü çünkü Siri bu saçma sorulara genellikle “Özür dilerim ne dediğinizi anlayamadım” şeklinde yanıt verdi. İstediği yanıtı alıp eğlenemeyenler de bu ilkel eğlenceden vazgeçti.

Yapay zekâ sayesinde çocukların konuşabilen, hareket edebilen robot oyun arkadaşları oldu. Hatta bu oyuncakların bazıları çocuğunuza eğitim bile verebiliyor. Bunlar oldukça akıllı robotlar. Göz ifadeleri ve ses ile gülme, mutlu ya da üzgün olma gibi durumlara bürünebiliyorlar. Bazı robotlar espri yapmaya bile başladı. Bilim insanları bu zeki oyuncakların çocukların empati kurma ve dil yeteneklerini geliştirebileceğine inanıyor. Çocuğuyla oynayan kibar, akıllı bir oyun arkadaşı kim istemez ki? Ancak bu robotlarla iletişimin çocukların psikolojisini nasıl etkileyeceğin dair henüz yeterli araştırma yok.

Çocukların sürekli olarak sanal oyuncakları olmadığı sürece, bu oyun arkadaşı takıntı boyutuna çıkmadığı sürece zararsız gibi görünüyor. Ama eğer çocuğunuz onsuz bir yere gitmem, o da masada oturacak, o da canlı, duyguları var gibi bir durumun içine girerse istenmeyen sonuçlar da doğabilir. Yapılan kısıtlı araştırmalarda küçük çocukların onları canlı gibi nitelendirdikleri büyüklerin (ergenlik dönemi) robot olarak kabul ettikleri görülmüş.

Bırakın konuşma, yüz ifadesi değiştirme, hareket etme özelliklerini, çocukluğumuzda konuşmayan hiç bir canlı ifadesi göstermeyen oyuncaklarımız ya da eşyalarımız için yeri geldiğinde üzülüp ağlamışızdır. Bu dönem aslında çocukların bilişsel gelişim sürecinde var olan bir dönemdir. (1) Piaget, Bruner ve Vygotsky çocuğun çevresindeki dünyayı değişik yaşlarda nasıl ve neden böyle algıladığını belirlemeye çalışmışlardır. Bunun sonucunda da bilişsel dönemi farklı dönemlere ayırmışlardır. 

Peki bu robotlar hayatımıza girdikten sonra gelişim süreci nasıl evrilecek? Bu durumu çocuk psikiyatrist ve psiologları nasıl değerlendirecek? Tüm bunlar aslında ince birer çizginin üzerinde seyrediyor. Bakalım zamanla karşımıza ne gibi sonuçlar çıkacak?

 

 

Kaynakça:

(1)  Çocuk, Genç ve Yetişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci  –https://bengisemercienstitusu.com/anneee-korkuyorum/

Serap Torun
Kidsgourmet Yayın Yönetmeni. Teknoloji ve sağlık alanında çalışan bir yazar ve anne.