Oksidatif stres galip gelmesin!

Oksijenin vücutta hücresel olarak kullanılmasıyla serbest radikaller oluşur. Serbest radikaller ise yapısı gereği hücreye ve dokulara zarar verirler. Biz bu hasara “oksidatif stres” diyoruz. Oksidatif stres nediri daha anlaşılır olarak anlatmak gerekirse oksitlenme yani paslanma diyebiliriz. Her nefes alışımız ile bu gerçekleşir. Vücudumuz ise bu zararlı etkileri ortadan kaldırmak için çalışır.

Oksidatif stres galip gelmesin!

Nefes almayı kesemeyeceğimize göre bu serbest radikaller oluşmaya devem edecektir. Burada sorun serbest radikallerin oluşması değil, vücudun etkisiz hale getirebileceğinden fazla serbest radikal üretmesidir. Genellikle bu durum boş kalori içeriği daha yoğun gıdalar tüketildiğinde ve kötü beslenme sonucu oluşur.  Yapılan çalışmalarda karın bölgesi yağlı kişilerde oksidatif stres daha fazla görülmüştür. Oksidatif stres sonucunda vücutta;

  • Yorgunluk,
  • Kas zayıflığı ve kas ağrısı,
  • Sindirim sorunları,
  • Anksiyete ve depresyon
  • Cilt alerjileri,
  • Baş ağrısı,
  • Konsantrasyon bozukluğu,
  • Enfeksiyonlara karşı güçsüzlük meydana gelebilir.

Oksidatif stres galip gelmesin

İşlenmiş ve şekerli ürünleri hayatınızdan çıkarın.  Tam buğday ekmeği tüketin ki  B vitaminlerini aldığınızdan emin olun, sebze ve meyvelere hayatınızda daha fazla yer açın. C vitamini, beta karoten, flavonoidleri bu süreçte size yardımcı olacaktır. Bunun için özellikle brokoli, soğan, sarımsak, kabak, lahana ve karnabaharı özellikle yiyin. Beslenmenizde yağlı tohumlardan faydalanın.  Ancak yağlı tohumlar çok kalorili olabileceğinden doğru miktarda yani az miktarda yenilmelidir. Doymuş yağlardan uzak durun. Bunları yapmak için hasta olmayı beklemeyin kendinizi koruyun.

Tüm bunları yapabilmenin yolu ise sağlıklı ve dengeli beslenme yanı sıra hareketli yaşamdan geçiyor. Besinler açısından aslında son derece şanslı bir ülkeyiz. Akdeniz diyetinin çok rahat uygulayabileceğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Kalp sağlığını koruyan Akdeniz Diyeti’nin baş kahramanı tekli doymamış yağlar olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Hâl böyle olunca çeşitli renklerde mevsimine göre bol bol sebze ve meyve yemek, tam tahıl ve tohumlardan faydalanmak gerek. Az ama çeşitli yemek daha dengeli bir beslenme yaklaşımıdır. Bu süreçte ayrıca avokado, enginar gibi çok faydalı sebzelerden de faydalanmak gerekir. Gönüllülerle yapılan bir çalışmada düzenli olarak avokado yiyen bir grubun 45 gün sonra, kandaki iyi kolesterol seviyelerinde (HDL) artış gözlenmiş.Bu sebeple iyi kolestrol dediğimiz HDL için Akdeniz sebze ve meyvelerinin gücünden faydalanabilirsiniz. Unutmayın hiçbir besin tek başına mucize yaratmaz doğru beslenme çeşitlilik ve sürdürülebilirlik gerektirir.

Dyt. Figen Fişekçi Üvez

 

Reklam