İnsan ne ile yaşar?

Doğum. Mucize.
Anne karnı. Ne çok canlı önce burada oluşuyor, sonra dünyaya geliyor.
Şekillenmeleri, beyinleri bu süre içerisinde oluşuyor.Görme yok.İşitme var.
Diğer duyu organları, dokunma, koklama, tad alma ???
Ya altıncı duyu, duyduklarını, kokladıklarını, dokunduklarını, gördüklerini kaydettiklerini algılamak?
Onları düşünmek ve beyinin içinde dosyalar açarak oralara kaydetmek?
Ben sadece işitmenin anne karnında etkili olduğunu biliyorum.
Bebek anne vücudundan ve kalbinden gelen sesleri işitiyor. Bu, bütün doğurganlar için geçerli.
Hatta kalp atışının ritmi ile bebekte ritm olgusunun başlaması söz konusu!
Doğum!
Dünyaya bir yavru geliyor.
Aynı anda doğurgan canlıların bütün türleri, doğumlar yapabilir.Tür tür, yavrular gelebilir dünyaya.
Hepsinin nasıl uyandığını, nasıl yaşama karıştığını anlatmama gerek var mı ?
Beni ilgilendiren, insan yavrusunun bütün bu diğer yavru türlerinden farklılılığı….
Gözlerini açtığı andan itibaren dünyaya merakla bakması.
Neden ağladığı, neden güldüğü….
Ellerini, kollarını, bacaklarını hareket ettirmesi.
Ve de kayıt yapmaya başlaması.
Neden kayıt yapıyor ?
Düşünmek için!
İnsan yavrusu doğduğu andan itibaren meraklı gözler ile bakıyor etrafına.
Gördüğü duyduğu her şeyi kaydediyor, sonra anlamaya çalışıyor.
Eğer, etrafındaki insanlar ona sevgi gösteriyorsa,
Sevgi ile onu anlayıp, ona yardımcı olmaya çalışıyorlarsa
Bebek hızla gelişme gösteriyor.
BEBEK
Sonra hep büyüyor.İlk doğduğu zamanlardaki merakı, anlama dürtüsü hep aynı.
Gördüklerini kaydediyor ve onlar üzerine düşünüyor.
Ama, ilk insanların mağaradan çıkıp ev yapmaya başlamaları için düşündükleri gibi,
Yüzlerce yıl geçmiyor aradan anlaması için.
Çünkü, bir kere o artık mağarada doğmuyor.
Etrafında gördükleri, mağarada doğan bebeğin gördüklerinden bambaşka!
Mağarada doğanlardan, günümüze, atalarının binlerce yılda geliştirdiği miras bu.
Bu mirası yaratan insan:insanı yaratan da beyin!
Her şeyin başlangıcı.
Gördüklerini önce anlamayan, sonra anlayan, sonra buradan yaratıcı düşünceler yaratan;
Sonra onları kararlılıkla, incelikle, disiplin ile uygulatan.Vazgeçmeye izin vermeyen!
İşte insanın bu özelliğinin ismi SANAT….
Şimdi “İnsan ne ile yaşar” diye sorarsak eğer;
Bu soruya yanıtımız da, SANAT ile yaşar, olacak haliyle!
Önce hiçbir şey, bilmeyen insan, bugün bu gelişmeleri bu değişimi gösterdiyse eğer,
Bu, insan beyninin düşünmeyi ve uygulamayı birlikte gerçekleştirmesini sağlayan,
Keşfettiklerini değerlendirip, kullanan, sonra kendi deneyimlerini başkalarına aktaran;
Bütünselliğin adıdır SANAT!
Süreçtir! Beyin organizmasının çalışma şeklidir SANAT.
Bu süreci anlayan ve anlatan insandır.
İnsan olmasaydı, doğayı izleyen, deneyimleyen ve doğayı taklit eden,
yaptıklarını anlatan başka bir canlı olmayacaktı.
Beynimizin organizması insana bu deneyimleri yaşatır.
İnsan da yaşadıklarını ifade edip kendisinden sonraki kuşaklara aktarır.
Her kuşak, bir önceki kuşağın yaşadığı deneyimleri yaşar sonra da kendi yeni deneyimler üretir.
İnsanı var eden bu deneyimleri, bu deneyimleri var eden de SANATTIR.
İnsanın bu farkındalığı elde edebilmesi ve geliştirmesi,
Bir önceki kuşağın kendi deneyimlerini ona aktarması ile gerçekleşir.
Öğretim, öğretmek; eğitim, öğrendiklerini yaşamda kullanmak demektir.
Bu bakımdan, eğitim sanattır.
Anlamak sanattır.
Anlatmak sanattır.
Deneyim sanattır.
Konuşmak sanattır.
Yazmak sanattır.
Düşünmek sanattır.
Uygulamak sanattır.
İçinde bulunduğumuz bin yıl, sanat kavramının yeniden anlaşılacağı,
İnsanın bütüncül düşünceler ve uygulamalar milenyumu olacaktır.
Bu bütüncül vizyonun adı da “SANATA EVET” tır.
İnsan kendisi sanat eseridir.
Ona bunu fark ettirmek gerekir.

Yaşamın sanat haliyle nice mutlu yıllara…

Tamer Levent