Hayal kırıklığı yaşatan Altın Küre ödül gecesi

Hayal kırıklığı yaşatan Altın Küre ödül gecesi…

Yeni normale alışmaya çalıştığımız ama nerdeyse 1 senedir uğraşmamıza rağmen, hala zorlandığımız, sabrımızın, zihinsel ve fiziksel potansiyellerimizin test edildiği süreci hep beraber yaşamaya devam ediyoruz.

Bu süreç; hayatımızın her noktasına yansıyor. Eğlence sektörü ve görsel sanatlar da doğal olarak bu sıkıntılı süreçten etkileniyor. Zevk aldığımız, bizi mutlu eden şeylerin tadı kaçmaya, yavanlaşmaya, bize bıkkınlık vermeye başlıyor.

77. Altın Küre ödül töreni; yeni normalimizin sarsıcı yan etkilerinden nasibini aldı. ‘Zoom’ konferans teknolojisini kullanarak, adayların ödül törenine ev, işyeri, otel ortamından bağlandığı tören; ilginç, yer yer eğlenceli tablolar sergilese de; ortada etnik, ırksal eşitliğe inanmayan ve adayları aldığı özel hediyeler ve karşılıklı özel ilişkilere göre belirlediği söylenen; ‘Hollywood Yabancı Basın Derneği- HFPA’; çizdiği yanlış imajla çoktan oyuna 10-0  yenik giriş yaptı.

Dernek başkanı Ali Sar’ın, ödül töreni sırasında çıkıp, ‘bundan sonra daha kozmopolit bir yapı sergileyeceklerini’ ifade eden konuşmasına rağmen, gecenin sunucuları Tina Fey ve Amy Poehler’ın belirttiği gibi; gazeteciler arasında bir tane bile Afrikan Amerikalının olmaması ve adaylıklar verilirken yine ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi, bu temel sorunu açık şekilde gündeme getirdi.

Ve sanki ırkçı yaklaşımlara yanıt verilirmiş gibi gecenin ilk ödülleri; ‘Judas ve Siyah Mesih’ filminde; Kara Panter grubunun lideri ‘Fred Hampton’ı oynayan Daniel Kahuuya’ya gitti. ‘En iyi yardımcı erkek oyuncu’ dalında ödülünü alan oyuncunun, ses sorunu nedeniyle konuşmasını dinleyemedik. Ödülü takdim eden Laura Dern’in çaresiz el, kol hareketleri, üzgün yüz ifadesini bir yandan izleyip, törenin tam bir fiyaskoyla başladığını düşünmeye başlamışken, Tina Fey; ‘sorunu çözdük.’ diyerek, Kahuuya ile tekrar bağlantıya geçti.

Fey’in ‘sorunu çözdük’ cümlesi sadece teknik sorunu değil, adaylardaki ırk, etnik anlamdaki eşitsizliği de çözdük gibisinden yorumlayabiliriz. Özellikle ikinci ‘televizyon dalında en iyi yardımcı erkek oyuncu’ ödülünün de Amazon’un mini dizisi ‘Small Axe’ ‘den (‘12 yıllık köle’ filminin ödüllü yönetmeni Steve McQueen projenin yönetmen ve yapımcısı) John Boyega’ya gitmesi; eşitliği ve performansları oyuncuların ten rengi, etnik, dini kökeni göre kalıplaştırmaya çalışan kurum ve kuruluşlara verilen en güzel yanıttı.

Sorun gerçekten çözüldü mü bilemem ama cesur bir aktivist olan ve Cecil B. DeMille ödülünü alan ünlü aktris Jane Fonda’nın yaptığı ilham verici konuşma belki de bütün kafamızdaki soruları cevaplar nitelikteydi :‘Arada engelleri kaldırıp, herkese, kendi hikayesini anlatma, kendi sesini duyurma fırsatı verelim.’

Ardından izlediği film ve dizi projelerinden verdiği örneklerle; ‘Nomadland’ sayesinde gezginlerin dünyasını, ‘Minari’ sayesinde, göçmenlerin yaşadıkları sorunları, ‘Siyah Mesih’, ‘Miami’de Tek Gece’, ‘Amerika Billie Holiday’a karşı’ filmlerinde Afrikan Amerikalıların sorunlarına empati duymayı, ‘Ramy’; ‘Müslüman Amerikalı’ olmayı öğrendiğini belirtti.

Tecrübeli komedyenler Tina Fey ve Amy Poehler eğlenceli, zeki sunumlarıyla, işlerini eksiksiz yüretseler de; Tina Fey’in New York’da ‘Rainbow Room’dan, Amy Poehler’ın Los Angeles’dan ‘Beverly Hills Hilton Oteli’nden aynı anda sunum yapmaya kalkmaları, ister istemez teknik sorunları da beraberinde getirdi.

Bunca olumsuzluğun ratinglere yansıması ve %64 oranında düşüş yaşanması da kaçınılmazdı.

Peki herşey gerçekten bu kadar mı olumsuzdu? Aslında değildi. Beni heyecanlandıran, gülümseten belli noktaları aşağıda sizle paylaşmak istiyorum.

Gecenin eğlendiren faktörleri:

*David Fincher; en iyi senaryo dalında ödülü Aaron Sorkin’e, en iyi yönetmen ödülünü Chloe Zhao’ya kaptırınca ardı ardına votka shotları atarak, yenilgisini canlı yayında kutladı.

*Bill Murray, üstünde Hawaii gömlekleri, elinde martini kadehiyle, yenilgisini keyifle kabullendi.

*Jason Sudeikis;  giydiği kapüşonlu sweetshirtü, kafası; aldığı esrarın etkisiyle hafif dağılmış halde yaptığı konuşmayla, sosyal medyadan en çok bahsedilen kişi oldu. Kafası dağınık olduğu için, oyuncu arkadaşı Don Cheadle tarafından el hareketleriyle, konuşmasını toparlaması istenince, Sudeikis: ‘bu tür konuşmalarda iyi olmadığını’ ifade edip, ödül kabul konuşması en sonunda toparladı. Sudeikis; belki de pandemi sonrası dağılan ve bir türlü toparlanamayan, şaşkın, karışık kafalarımızın en iyi, en doğal yansımasıydı. Giydiği kıyafeti, canlandırdığı ‘Ted Lasso’ karakterine benzerlik taşıyan sevimli tavırları ve boşanma sonrası travması yaşayan dağınık ruh haliyle, gece boyunca Hollywood sahteliğinden uzak, olduğu gibi davranan tek oyuncuydu.

-Özel hayatını geri planda tutmaya özen gösteren Jodie Foster’ın ‘En iyi yardımcı kadın oyuncu’ ödülünü kazanma sevincini, karısını mutlulukla öperek kutlaması ve sevimli köpekleriyle çizdikleri umut veren tablo da gecenin en güzel anlarındandı.

Gecenin sevindiren sürprizleri:

‘Andra Day’ın, Carey Mulligan ve Frances McDormand gibi tecrübeli, dişli rakiplerini yenip; ‘Amerika Billie Holiday’a karşı’ filminden ‘en iyi kadın oyuncu ödülü’nü alması, gecenin sürpriziydi.

*Tahmin edilmesine rağmen, 38 yaşındaki Çinli Chloe Zhao’nun ‘Nomadland’ dan en iyi yönetmen ödülü alması da mutluluk verici bir gelişme. 1983’te Barbara Streisand’dan beri en iyi kadın yönetmen dalında Altın Küre almamış olması da, üzüntü verici başka bir gerçek!

Altın Küre gecesinin en duygusal anı:

‘Ma Rainey’nin Siyah Düğmesi’ isimli filmdeki inanılmaz performansıyla, ‘Sonsuza kadar Wakanda’ diye bağırıp, saygı duruşuna geçirten, siyah panter Chadwick Boseman’ın ‘en iyi erkek oyuncu’ ödülünü alması ve karısı Taylor Simone Ledward’ın yaptığı duygusal konuşma; gecenin en anlamlı anlarıydı.

Özetle; tatsız, yeni normalin, arada kalmış, toparlanmaya çalışan ruh hallerimiz yansıması olan bir organizasyon izledik. Hulu ve Netflix’in çoğu ödülleri aldığını ve filmleri evimizin salonundan izlediğimiz bu dönemlerin en kısa zamanda sona erip, filmleri gerçek büyüsünü hissettiren sinema salonlarında yeniden izlemek dileğiyle bu haftaki sinefil yazımı sonlandırıyorum. En kısa zamanda yeni bir yazıyla, aynı köşede buluşmak dileğiyle, sağlıklı ve güvende kalın.