Eyvah anne oluyorum!

Eyvah anne oluyorum!

Aklınıza anne olacağınızı öğrendiğiniz ilk an geldi, değil mi? Sevdiklerinizle bu mutlu haberi paylaşmanız, sevincinizi ve heyecanınızı ifade etmeniz, coşkunluğunuz, yoğun duygularınız ve düşünceleriniz…Peki, anne olmak için hazır mısınız, hiç düşündünüz mü? Hücrelerinizden başlayarak bedeninizde gelişime uğrayan ve yaşamınızın devamında hep var olacak yeni bir can, yeni bir soluk, yeni sorumluluklar.

Yeni başlayacak bu serüvenimizde hiç mi kaygılanmıyoruz peki? Bizi endişelendirecek durumlar yok mu? Anne olmak, en mükemmel olmak demek mi ?

İnsanlar yeni bir ortama girerken, yeni insanlarla tanışırken, yeni bir işe başlarken, yeni bir eve taşınırken zorlanabilir. Alışma ve uyum sağlama, sanıldığı kadar basit olmayabilir. Güven duygusu, hemen kazanılan bir durum olmadığı gibi, kolay da sağlamlaştırılmaz. Böylesi durumlar varken, yeni bir bebek..! Güven duygusunu kuramayıp, yaşadığımız sorunlar…

Evet, kaygılanmakta haklısınız. Kendinize endişelenmek için zaman tanıyın. Her duyguyu yaşamalıyız ki, davranışlarımızın sonuçlarını görebilelim. Fakat kaygılarımızı iyi yönetmek de bizim elimizde. Yönetemediğimiz ve bunu bebeğimize aktardığımız noktalarda karşımıza hepimizin ilgisini çekebilecek yegane problemlerden biri çıkacak. Bağlanma!

Anne-bebek arasındaki bağlanma ilişkilerinin çift yönlü bir mekanizma olduğunu ve güvenli bağlanmanın her iki taraf da için de konuşulması gerektiğini unutmamalıyız. Anne, bebeğinin olduğunu öğrendiği dakikada bağlanma sürecini başlatır. Kadınların gebelik döneminde annelik rolünü benimsemesi, doğum sonrası dönemde bebek ile ilişkilerini daha sağlam kurmasını sağlar.

Anne karnındaki fetüs, anne için kıymetli ve ilk dakikadan itibaren korunmaya değerdir. Sahip olduğumuz için mutlu ve gururluyuzdur. Sevincimizi fetüsle konuşarak iletişim kurmaya adım atarak gösteririz. Fetüsün sağlığını düşünür, sesimizi ona duyurduğumuzu biliriz. Aramızda kurmaya başladığımız bağları etkileyen pek çok faktör vardır.

-Günümüz koşullarında sosyal ve ekonomik faktörler, bebeğe daha iyi bir gelecek sunma kaygısı,

-Bebeğe bakabilecek fiziksel ve mental olgunluğa erişip erişmediğimiz,

-Eşimizden/partnerimizden, ailemizden ve çevremizden alacağımız sosyal destek,

-Bebeği emzirme isteğimiz ile yakından ilgilidir. Peki bu faktörler bizim için olumsuz taraftaysa?

Bebeğin istenen bir gebelikten doğmaması, ona bakmama, emzirmeme isteği, annenin psikolojik ve bedensel rahatsızlıkları gibi etmenler, aradaki bağı zedeler. Zedelenme sonucunda görüyoruz ki, annede doğum sonrasıyla gelen depresyon, kaygı bozuklukları, öfke nöbetleri kaçınılmaz oluyor. Bebekte ise aşırı ağlama krizleri, huzursuzluk, uyuyamama, beslenememe gibi sorunlar baş gösteriyor. Anne tarafından benimsenmemiş bebeğin duygusal istismara uğraması, güvensiz bağlanmanın kaçınılmaz oluşu ve daha ileriki yaşlarda insanlar arası iletişimde yaşanacak olumsuzluklar, ikili ilişkilerde güvenememe, aynı duyguları gelecek nesile de aktarma… Liste uzayıp gidiyor.

Yapılan bir araştırmada görülüyor ki, kişilerin partner seçimlerinde annesinden algıladıkları bağlanma tutumları; hangi partnerini seçeceğini ve kiminle evleneceğini belirliyor. Bebeğimiz  için kaygılandığımız geleceğin aslında tamamen bizlerden beslendiğini şimdi anlayabildik mi?

Anne iç dünyasında bağlanma ilişkilerinin sağlam kurulması için temel çözüm yeniden bağ kurmaktır. Değerli bir hocam çok güzel ifade eder bu noktayı: “İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz.” Öyleyse benimsememiz, benliğimizle kabul etmemiz ve endişelerimizi doğru yönetmemiz gerekir. Nasıl mı?

-Doğum öncesinde yeni doğan bakımı ve emzirilmesine yönelik destek alma ve güçlendirme çalışmalarına katılma.

-Fetüse aktarılabilecek fiziksel problemlerin önüne geçmek adına kaliteli bir yaşam sürdürme,

-Yeni doğanla ilk aylardan itibaren ten tene temas kurma, dokunma, öpme, hissetme ve gülümseme, -unutulmamalıdır ki güvenli bağlanma için konuşmak gerekmez.

-Aynı odada uyuma, ağladığında gerekli desteği verebilme,

-Bebeğe “doğal ebeveyn” olabilme, yani ihtiyaçlarına cevap verebilme yetisi ve gücü kazanma büyük önem taşımaktadır.

Tüm bu uygulamaların temelindeki en büyük güçlerden birisi ise şüphesiz sosyal destektir. Eşlerinden, gebeliğin her safhasında destek gören annelerin, gebelik doyumu, gebeliği içselleştirmesi ve kabullenmesi büyük ölçüde sağlanmaktadır. Karamsarlığa düşüldüğü noktada destek almaktan çekinilmemelidir ve anne olmak ve gebe olmak duygusunun kaygıyla sonlandırılacak zayıf bir bağ olmadığının farkına varılmalıdır.

Sağlıkla, güzel günlere.

Psk. Ebru Demirtaş – İZEV