Demans hastalarının bakımı için gündüz yaşam evleri önemli

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde sekiz buçuğu 65 yaş üzerinde ve giderek yaşlanıyor. Dolayısıyla yaşlılıkla ilgili hastalıklar giderek artıyor. Yaşlılıkta en sık gözlemlenen sorunların başında uyku bozuklukları, depresyon ve tabii ki demans hastalıkları yer alıyor. Demans hastalıkları arasında en sık görülen Alzheimer ama bunun dışında yaklaşık 30 çeşit demans bulunuyor.

Altmış beş yaştan sonra Alzheimer hastalığı görülme riski %5, 75 yaştan sonra %30’lara, 90 yaştan sonra ise %40’lara varıyor. Bu neredeyse 2 kişiden biri demek. Gerek sağlık sistemi gerek ise sosyal sağlık sistemi buna hazırlıklı olmalı. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D. Başkanı Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, “Demans olduğunda yaşlılarımızı, öncelikle ailesinin yanında bakılabildiği sürece evde bakmayı tercih edeceğiz. Fakat o zaman da aileye destek olmak gerekiyor. Bu noktada gündüz yaşam evleri Türkiye modeline en uygun seçenek gibi görünüyor. Çocukluk çağında nasıl ki çocuk kreşe gittiğinde anne kendi işlerine ve ev işlerine zaman ayırır veya dinlenir. Bu da aynı mantıkla çalışan bir sistem. Özellikle Alzheimer hastaların 7/24 bakım gerektirdiğinden demans hastalarının bakımı için gündüz yaşam evleri önemli.” dedi ve konu hakkında bilgiler verdi.

Demans hastalarının bakımı için gündüz yaşam evleri önemli
Demans hastalarının bakımı için gündüz yaşam evleri önemli

Demans hastalarının bakımı için gündüz yaşam evlerinin işlevi nedir?

Öncelikle ilk görevi hasta yakınlarını hastalık hakkında eğitmek. İkincisi hasta yakınlarına psikolojik destek vermek. Hasta yakınları tek başlarına olduklarını değil bir grubun içinde olduklarını, bu sorunu paylaştıklarını hissetmelerini sağlamak. Üçüncüsü ise hasta yakınlarını hasta bakımı konusunda bilgilendirmek. Dördüncüsü ise hastaları bir araya getirerek hastalara rehabilitasyon hizmeti sunmak. Gerek el gerek sözel beceriler bunların varlığını ne kadar koruyabilirsek hastalık o kadar yavaş ilerliyor. Alzheimer hastaları toplum içinde bir arada olduklarında, sosyalleştiklerinde hastalık yavaşlıyor.

Alzheimer hastaları bir takım rehabilitasyon hizmeti aldıklarında hastalığın gidişatı yavaşlıyor.  Dil, el, sosyal becerileri kendi başlarına giyinebilme kısaca öz bakımını yapabilme becerilerini daha uzun süre koruyorlar, bu da hasta yakınlarına büyük bir kolaylık sağlıyor. Hem hastaya hem hasta yakınına destek veren bir sistemdir gündüz yaşam evi. Bu merkezlerin sayısının artması gerekiyor.  Ülkemizdeki hasta sayısına baktığımızda bunu gündüz bakım evi sayısı ile karşılaştırdığımızda durumun son derece vahim olduğunu görebilirsiniz. Yaklaşık 15-20 tane gündüz bakım evi karşılığında 600 bin Alzheimer hastası mevcut. Diğer demans çeşitlerini de ilave edersek bu sayı 800-850 bine varıyor.

Alzheimer hastalarına bakanların yüzde 75’i kadın ve bunların da yüzde 80’ı daha önce hiç hasta bakmamış. Alzheimer hastası yakını olmak ve hastaya bakım sunmak kolay bir şey değil. Bu süreç, o kişilerin hem fiziksel hem de ruhsal olarak hastalanma olasılığını artırıyor. Bu nedenle devlet eliyle de destek sistemleri oluşturulması gerekiyor. Alzheimer hasta yakınlarının ¼’ü tedavi gerektiren depresyon hâlinde ve 1/5’i bakıcı tükenme sendromu dediğimiz hastaya bakmaktan dolayı kendi sağlığını kaybetme noktasında. Bu sene Lancet’de yayınlanan bir makalede Türkiye en fazla demans hastası olan ülkeler arasında üst sıralarda. Biz hızla yaşlanan bir toplumuz ve 2050-55 bandında Türkiye’deki yaşlı nüfus çok daha yüksek olacak. Dolayısıyla bir an önce yaşlılara yönelik hizmet organizasyonlarının hızla yapılması gerekiyor.