Çocuğum üstün zekâlı mı?

Çocuklarının ilgi alanlarını, güçlü yönlerini, yetenek ve becerilerini öğrenerek onları doğru bir şekilde yönlendirmek pek çok anne baba için önemli bir konudur. Aileler ev ortamında çocuklarının hangi oyun ve etkinliklere ilgi gösterdiğini, yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde nasıl davrandığını gözlemleyerek çocuklarının özellikleri hakkında fikir sahibi olabilirler. Bunların haricinde pek çok aile çocuğun farklı özellikleri nedeniyle acaba çocuğum üstün zekâlı mı düşüncesine kapılır.

Çocuk, kendinin merkezde olduğu bir ortamdan, diğerleri ile birlikte var olma durumuna geçer. Sosyal ve toplumsal hayatının başlaması ile kendine ait, özel bir hayatı olmaya başlar. Çocuklar evde farklı, okulda farklı davranışlar gösterebilmektedir. Bu açıdan bütüncül bir değerlendirme için okulda çocuğu takip eden kişilerle görüşmek faydalı olacaktır. Günümüzde pek çok çocuğun okul yaşantıları 3 yaşından itibaren başlamaktadır.

Okul ortamında çocukların akademik yönlerinin yanı sıra sosyal gelişimleri, dil ve ifade becerileri, fiziksel becerileri, sanatsal yönleri ve yaratıcılıklarını izleyebilmek için pek çok olanak mevcuttur. Çocuklara yeteneklerini keşfedebilmeleri için uygun ortamları sunmak ne kadar değerliyse, anne babaların geçmişte kendileri için arzulayıp da yapamadıkları şeyleri, çocuklarının böyle bir ilgileri olmadığı halde, yapmaları için çabalamaları o kadar zorlayıcı olmaktadır. Bazı aileler çocuklarına farklı olanaklar sunabilme arzusu ile onları akşam okuldan alıp bir gün dramaya, bir gün piyanoya, bir gün aikidoya, bir gün baleye, bir gün mental aritmetiğe, hafta sonu da iki gün tenise götürebilmektedirler. Her güne bir etkinlik çocukların yorulmasına neden olmakta ve bir süre sonra etkinliğe karşı isteksiz olmalarına yol açabilmektedir. Çocukların dinlenmeye, kendi evlerinde vakit geçirmeye, aile üyeleriyle paylaşımda bulunmaya, arkadaşları ile bir araya gelmeye de ihtiyaçları vardır.

Acaba çocuğum üstün zekâlı mı?

Anne babalar bazen çocuklarında gözlemlediği becerileri abartma eğiliminde olabilirler.  “Acaba çocuğum üstün zekâlı mı?”düşüncesiyle okullara ya da psikologlara zekâ testi yaptırmak için başvuran anne babaların sayısı hiç de az değildir. Oysa zekâ testinin gerekli bir amaç dışında yapılması, bir de doğru bir şekilde uygulanmamış ya da yorumlanmamış ise sakıncalıdır. Zekâ testlerinin etiketlenmeden ayrımcılığa, hatta ırkçılığa varabilen etik açıdan olumsuz sonuçları olabilmektedir.

Günümüzde pek çok okul, öğrencilerin gelişim ve başarılarını izleyebilmek için test uygulamaları yapmaktadır. Grup genelinden belirgin bir biçimde ileride, belirli alanlarda sivrilen özelikler sergileyen ya da grubu yakalamada belirgin zorluk yaşayan öğrencilerle ise zekâ testi uygulaması yapılması doğru değerlendirme ve yönlendirme adına gereklidir. Ancak bu testleri uygulamak, yorumlamak ve sonuçları paylaşmak büyük bir titizlikle yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, test yalnızca bir araçtır ve tek başına, tanı koymak için kesinlikle yeterli değildir. Örneğin, yalnızca test uygulaması ile öğrenme bozukluğu teşhisi konamaz.

İlginizi çekebilir: Başarılı çocuk yetiştirmek için nereden başlamalı?

Testte yer alan bölümlerin içeriğine göre verilen cevapların detaylı bir şekilde incelenmesi, test sırasındaki duygusal ve davranışsal özeliklere dikkat edilmesi, kısaca uygulayan kişinin klinik gözlemi yorumlama açısından oldukça önemlidir. Performans her zaman doğruyu yansıtmayabilir. Test ortamı, çocuğun günlük duygu durumu gibi değişkenler sonucu etkileyebilmektedir. Kapsamlı bir değerlendirme için çocuğun iç dünyasını, kişilerarası ilişkilerini, çatışmalarını yansıtmasına olanak veren yapılandırılmamış, projektif (iç dünyayı analiz eden) değerlendirmeler de yapılabilir. Tek bir test yerine farklı ölçeklerin kullanıldığı, klinik gözlemin ağırlıklı olduğu bir değerlendirme çocuğun daha doğru anlaşılmasını sağlayacaktır. Danışmanlık merkezlerine yalnızca test yaptırma amacıyla başvurulması bu nedenlerden ötürü verimli olmamaktadır. Klinisyenin doğru bir değerlendirme yapabilmesi için en az birkaç görüşme ve çeşitli ölçümlerle çocuğu tanıması gerekmektedir.

IQ Test yorumu önemli!

Test yorumu yalnızca puana dayalı yapılmamalıdır. Örneğin, pek çok zekâ testi sözel ve performans başlıkları altında iki ana bölümden oluşmaktadır. Çocuk bunlardan birinde çok yüksek, diğerinde çok düşük puan almış olabilir, yine de genel bir zekâ puanı elde edilecektir ve bu aşağı yukarı sözel ve sayısal puanların ortalaması olacaktır. Şu durumda, yani beceriler tutarlı gelişmediğinde, genel zekâ (IQ) puanı anlamlı olmayacak, çocuğun becerilerini doğru bir şekilde yansıtmayacaktır. Bu sebeple puan verilerek yorum yapılması doğru değildir.

Testteki alt alanlar dikkatli bir şekilde incelenerek çocuğun yeteneklerinin nerede toplandığı görülebilir, güçlü ve zayıf yanları ortaya konabilir, çocuğun yaşıtları arasındaki durumu görülebilir. Performanslar yaş normlarına göre değerlendirildiğinden çocuğun yaşıtlarına göre hangi oranda daha iyi ya da daha zayıf işlevsellikte olduğu aile ile paylaşılabilir. Bu bilgilerin ailelerle ve okulla paylaşılması çocuğun doğru yönlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu sayede zihinsel geriliği ya da özel yeteneği olan çocuklar erken fark edilerek uygun programlar ile desteklenebilirler.

Araştırmalar zekânın okul ya da iş yaşamındaki başarı ile birebir ilişkili olmadığını göstermektedir. Belli bir alanda sivrilen zekâ yerine tutarlı bir şekilde gelişmiş zihinsel beceriler, yaş ile uygun duygusal olgunluk, duygusal zekâ, sosyal beceriler, yeniliklere uyum sağlayabilme ve yaratıcılık başarı ile daha ilintilidir. Başarı; güvenli, mutlu, dengeli bir gelişimin sonucunda kendiliğinden gelecektir.

 

Özge Ar                                            
Uzman Klinik Psikolog