Çalışan anne olmak!

Bana sorarsanız her çalışan anne yaşar bu dramı. Bir yandan çalışıp bir yandan da bebek sahibi olmak demek; zamanla yarışmak, arkasından kurulmuş oyuncaklar gibi koşturmak, zamanın yarısını süt sağarak geçirmek, akşam bebeğinle saat dokuzda sızıp kalmak, ailene yeteri kadar kendine ise hiç vakit ayıramamak, sürekli bebeğine karşı özlem ve vicdan azabı duymak demektir.

Bir psikolog olarak itiraf etmeliyim ki bu durum, biraz da çalışmayan ve sürekli çocuğunun yanında olan annelere özenmek, onları kıskanmak demektir. Geceki uykusuzluğunu, gündüz bebeğiniz uyuduğunda telafi edecek zamanınız olmadığı için gözlerinizin altı sürekli mor dolaşmak, aynadaki görüntünüzden çoğu zaman hoşnut olamamak demektir.

Bebeği kırkını doldurduktan sonra günde bir iki saat olmak üzere işe dönmüş bir anne olarak bu süreçte kendimi ömrümde hiç hissetmediğim kadar stresli, sıkışmış ve arada kalmış hissettim. Bir yandan nefes aldığım her an bebeğimin yanında olmak istiyor, onun hiçbir hareketini, gülüşünü kaçırmak istemiyorum, bir yandan da kariyerimi devam ettirmek istiyor ve mesleğimle ilgili hiçbir gelişmeyi kaçırmak istemiyorum. Evde kaldığım zaman aklım işte, işe gittiğim zaman aklım bebeğimde. Zaten o minik melek hiç çıkmıyor ki aklımdan, nefesimden, yüreğimden, ruhumdan… Zaman zaman da söyleniyorum; annelik en önemli görev; anne olan, bebeği üç yaşına gelene kadar sadece annelik yapmalı diye. Fakat tabii ki kazın ayağı öyle olmuyor.

Uğruna yıllarınızı verdiğiniz mesleğinizi, kariyerinizi çöpe atamıyor, siz evdeyken alıp yürüyen meslektaşlarınıza iç geçiriyor, hep kendi parasını kazanmış bir kadın olarak eşinizden para almayı yadırgıyorsunuz. Bir de bebeğinizin büyüdüğünü ve ileride ona anne ve babasının ne iş yaptığını soracaklarını düşünüyorsunuz. İstiyorsunuz ki sizinle övünsün, sizi, yaptığınız işi övünerek anlatsın. En önemlisi, çocuğunuza harika bir gelecek sunmak istiyorsunuz; öyle ki para kazanma, geçinme kaygısı olmadan sadece istediği mesleği aşkla dilediği gibi yapabilsin.

Yazar olsun mesela; evde, kafelerde, yurtdışında insanları, hayatları gözlemlesin, hayal kursun ve yazsın, üretsin. Kaygı duymadan sadece güzel şeyler üretsin. Bunun olabilmesi için de anne babanın çok ama çok çalışması gerekiyor. Açıkçası en büyük isteğim, ileride kızımın şunu söyleyebilmesi: “Benim öyle güçlü bir annem var ki hep benim arkamda bana destek.”

Kızımın kendisini böyle güvende hissetmesini istiyorum. Bunun olabilmesi için anne olarak hayatımızda muhteşem bir denge kurmam, deyim yerindeyse altın oranı bulmam lazım. Kariyerimi ilerletirken kızımı, evimi, eşimi, kısacası ailemi asla ihmal etmemeliyim. Kızım her zaman okuldan geldiğinde annesini evde bulmalı, güzel kekler, börekler kokuları almalı, anne babasının her zaman birbirine aşkla baktığını görmeli, bakımlı olma konusunda beni örnek almalı, en önemlisi bilmeli ki her zor anında, ihtiyacı olduğunda annesi anında yanında olacak. Bunların olabilmesi için benim ne olmam lazım?: süper kadın!

Anne en az altı ay bebeğinin yanında olmalı

Peki, işin doğrusu ne, ne yapmalıyız diye soracak olursanız; anne en az altı ay bebeğinin yanında olmalı. Sen niye kırkını doldurur doldurmaz günde iki saat de olsa meleğini evde bırakıp işe gitmeye başladın diye sorarsanız cevabım çok basit: bana ihtiyacı olan, sorumlu olduğum başka küçük melekler de var. Kendi meleğimi ihmal etmeden, o uykusunu uyurken benim gidip diğer meleklerin büyümesine yardım etmem lazım. En kutsal, en önemli görevim annelik. Bebeğimden daha önemli hiçbir şey yok. Bebeğimin en çok bana ihtiyacı var, başka hiçbir şeye değil. Ama hayatta başka görevlerimiz de var. Mutlu bir insan olabilmek için bunları da unutmamamız gerekir.

“Mutlu anne, mutlu çocuk” sloganını unutmayın ve sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın; çalışmaksa çalışmak evde bulunmaksa evde bulunmak. Sonuç olarak kariyer de yaparsınız çocuk da ama süper kadın olmayı göze alabiliyorsanız. Son bir tavsiye: bebeğinizi emzirirken dünyayı durdurun. Onun elini tutarak, gözlerinin içine bakarak tamamıyla sadece onun olarak emzirin, aklınızda bebeğinizden başka hiçbir şey olmasın.

Meleklerinizle çok huzurlu ve mutlu olmanız dileğiyle.

Sevgiyle kalın

Deniz Özkılıç KABUL
Uzman Gelişim Psikoloğu
SENS Gelişim Akademisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.