Ben annem mi oldum?

Okuldan çıkar çıkmaz Bağdat Caddesi’ne gittiğim ve hava kararana kadar eve dönmediğim günlerden birinde annem  “Ben senin yaşındayken en büyük eğlencemiz komşunun bahçesinden elma çalmaktı!” deyince, apayrı dünyalarda yaşadığımızı anladım.

Zaman geçtikçe o benim çağıma ayak uydurdu, ben onun çağını anlamaya başladım. Ancak bu hiçte kolay olmadı.

Yıllar hayatlarımızda çok şeyi değiştiriyor. Yalnızca mekânlar, insanlar veya yaşamlar değil, algılar, inançlar ve ihtiyaçlar da değişiyor. Boşuna dememişler “Devir değişiyor” diye.

Ben de dönemimizin hemen her annesi gibi çocuklara;

“Bırakın şu iPad’i”,

“Biraz sokağa çıkıp oynasanıza”

“Haydi gelin ip atlayalım”

“Biz çocukken hamurdan neler neler yapardık”

“Beyniniz akacak dijitale bakmaktan” gibi cümleler söylüyorum. Ve eminim onlar da bana dönüp baktıklarında, yıllar önce annem ile aramda geçen ELMA – BAĞDAT CADDESİ kardeşliğindeki ayrılığı yaşıyorlar… EYVAH!

****

Çocukların ve bizim dijitalde bu kadar vakit geçirmemiz konusunda herkes ahkâm keserken, benim bir şeyler söylememem olmazdı, ben de söyleyeyim dedim.

Bir kaç hafta önce, evde yine herkes kendi halinde, yani çocuklar iPad, telefon, bilgisayar başındayken benden çıkan “Yeteeer” kelimesine eşimden gelen yanıt içimdeki yangını bir nebze dindirdi.

Serdar: Israr etme Papatya! Çocuklar ip atlamak, seramikten obje yapmak, seksek oynamaktan keyif almıyorlar. Bizim çocukluğumuzda yaptığımız şeyler onlar için bir anlam ifade etmiyor. Onlar artık bambaşka bir dünyada, bambaşka bir algıda, bambaşka ihtiyaçlardalar.

Kendimi arka balkona atıp bunun üzerine biraz kafa yordum.

Haklıydı. Artık zaman bambaşka bir zaman.

Bireyselleşme, içine kapanma, soyutlanma ve benim için kabullenmesi en acı olan yaratıcılığın yok olmasına sebep olduğunu düşündüğümüz dijitalin yaygınlığı kaçınılmaz bir gerçek.

Hayatımı (paramı) dijitalden kazanan biri olarak durumu idrak edemiyor olmam ne garip, ne anlamsız bir direniş.

Çocuklar artık teknolojik dünyanın birer parçası. Gelecekte hayatlarında hiç yer almayacak, kendi çocukluğumuza ait gerçeklikleri onlara empoze etmekten vazgeçip, onların gerçeği olan bu yeni dünyaya bizim ayak uydurmamızın çok daha doğru olduğunu ben kendi adıma fark ettim.

ÖNEMLİ DETAY: Saatlerce, kafalarını hiç kaldırmadan dijital başında zaman geçirmekten bahsetmiyorum, dozajı herkes anladı bence.

Tüm bu dijitalliği, değişen dünyayı ve değişen algıyı kabullenirken, çocuklarımıza dokunmayı, göz göze bakmayı, sevdiğini söylemeyi öğretelim.

PAYLAŞmak tek bir butondan ibaret olmamalı..!
Papatya Somer

Milliyet Lifestyle Yayınlar Yönetmeni

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.