Bebek büyütürken etrafı biraz duymamak gerekir

Anneler, tatlı anneler…Yazıma şunu söyleyerek başlamak istiyorum; bebek büyütürken ruh sağlığımızı koruyabilmek için çoğu zaman etrafın söylediklerine, tavsiyelerine çok bilmiş konuşmalarına kulaklarımızı kapamalıyız.

Biz anneyiz ve çocuğumuz için en iyisini biz biliriz. Bu demek değil ki deneyimli ve iyi niyetli kişilerin aktardıkları bilgileri dinlemeyeceğiz, değerlendirmeyeceğiz. Elbette ki süzgecimize alıp değerlendireceğiz.

Ancak bebeğimiz için başka birinin yaptığı ve çok iyi sonuç aldığı şey bizim bebeğimizde işe yaramayabilir. Onu da bırakın, “Ben çocuğuma şuradan alışveriş yapıyorum en pamuk, en kaliteli kumaştan yapılan ürünler orada ya da şu marka araba kullanıyorum bebeğim çok rahat. Dünyanın her yerinde şubesi olan bir oyun okuluna gönderiyorum harika, mutlaka siz de gitmelisiniz, mutlaka siz de bu marka araba kullanmalısınız, mutlaka siz de bu oyun okuluna gitmelisiniz” gibi söylemlerden ve beylik laflardan kesinlikle uzak durmalıyız.

Özellikle son zamanlarda bu tip ifadelerde bulunan pek çok blogger anneye rastlıyorum. Instagramda fotoğraflar paylaşıp altına yukarıdaki tarzda cümleler yazıyorlar. Televizyonlardaki her ailenin alamayacağı ve çocukların görüp özenebileceği yiyecek, oyuncak gibi reklamları ne kadar sakıncalı buluyorsam bu paylaşımları da bir o kadar sakıncalı ve tehlikeli buluyorum.

Çocuk gelişimiyle ilgi hiçbir eğitimi bulunmadığı halde ahkâm kesmek

Annelik bebeği için bu şu öbür markayı alıp kullanmaktan ibaret değil. Bunları alıp kullanınca mükemmel anne olmuyorsunuz ya da çocuğunuz için doğru şeyi yapmıyorsunuz. İmkânınız varsa yapın elbette ne hoş, ne güzel, keşke herkesin imkânı olsa. Ama sırf bunları yapmakla da harika anne olunmuyor. Hem bunları yapıp hem de çocuğunuz için asıl yapmanız gereken ruhunu besleyecek diğer şeyleri de yapıyor olabilirsiniz. Ne güzel, bravo, tebrikler! Ama Türkiye gibi herkesin alım gücünün bir olmadığı ülkede bu markaları kullanmanın bebek için en mükemmel tercih olduğunu empoze etmek ve çocuk gelişimiyle ilgi hiçbir eğitimi bulunmadığı halde bu konuda ahkâm kesmek hiç etik ve anneye yakışır bir davranış değil.

Bebeğinize doyun, tadını çıkarın

Ayrıca bütün anneler doğurur doğurmaz hemen zayıflama ve eski formuna kavuşma derdine giriyorlar. Ne yazık ki bu düşünce, bahsettiğim hesaplarda paylaşılan fotoğraflar ve yazılar ile yeni doğum yapmış ve zaten lohusalık sendromunda bulunan annelere empoze edilerek daha da güç, zor günler yaşamalarına neden olunuyor. Bırakın hanımlar, siz ve bebeğiniz sağlıklı olduğu sürece kilolarınızı önemsemeyin. Benim de eşimin hep bana dediği gibi “siz annesiniz artık”. Demiyorum ki bakımsız olun ama kilo vereceğim diye ne kendi sağlığınızı ne de bebeğinizin sağlığını tehlikeye atmayın. Sağlıklı beslendiğimiz sürece vakti geldiğinde o kilolar zaten gidecek. Siz bir varlığa can verdiniz, kolay iş mi? Bırakın gereksiz telaşlara kapılmayın. Ruhunuzu, vücudunuzu dinlendirin. Bebeğinize doyun, tadını çıkarın. Hiçbir şey için acele etmeyin ya da şu bebeği için şunu almış, yapmış benim de yapmam lazım demeyin. Hem kendi ruhunuzu hem de bebeğinizin ruhunu özgür bırakın. Unutmayın maddecilik özgürlüğü kısıtlar…

Bu arada küçük bir not: Her blogger anneyi tabi ki aynı sınıfa koyamayız, gerçekten kendince zarar vermeden çok yararlı bilgiler paylaşanlar da var ve kendilerini takdir ediyorum ancak yukarıda bahsettiğim türden paylaşımlardan kaçınmalıyız.

Sevgiyle kalın…

Deniz Özkılıç KABUL
Uzman Gelişim Psikoloğu
SENS Gelişim Akademisi

Reklam
Ailelerin ve uzmanların tercih ettiği yayın. Anne bebek çocuk sağlığı, gelişimi ve beslenmesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.