Yaşamda farkındalık…

Yaşamda farkındalık…

Farkındayız sanarak kendimizi aldatmayı bırakmanın zamanı çoktan geçti. Farkında olmanın önemini ve nasılını algılarsak ortak yakınmaların pek çoğunu yok edebiliriz, maalesef olamıyor.

Bir köy evim olsun, şehir hayatından kurtulup kendim olmayı yaşayayım, domatesimi, biberimi ekerek kendim olayım söylemleri.

İnsanlık çok değişti, sosyal medya hayatımızı kötü etkiliyor. Tarım, hayvancılık, çiftçi yok oluyor. Doğa, çevre kirliliği, küresel ısınma, sera gazı, big data, telefonlardan yaşamımızın izlenmesi, dünyanın kötüye gitmesi, doların yükselmesi, esnafın yok olması, yaşam şartlarının ağırlaşması, çocuk yetiştirmenin zorlaşması, üretimin yok olması, ülkemizde marka olmaması, turizm tanıtımında dünyanın en güzel ülkesi olmamız ama bunu satamamamız, medyanın yok oluşu vb. diyerek yüzlerce konuda yakınıp duruyoruz.

Kiminin sütü bozuk, kiminin pırlantası küçük!

Hepimiz bu yakınmalarla, eksikleri görmeyi, bilmeyi ve bunu ait olduğumuz çevrede konuşmayı iş edinmişiz. Yapabilmek değil, bilmek iş olmuş, anlaaaaat dur.

Hangi akıl ve yöntemle bu yakınmaları aşarız acaba?

Ülke olarak en büyük fındık üreticisi olup, Nutella ya hayran olmak, yüzlerce reklamda harika dönem şarkılarını abuk subuk sözlerle reklam şarkıları yapmak, kitleler halinde dev market zincirlerinden manav, kasap, balık, ekmek alıp ülkede esnaf, semt hayatının bitmesinden yakınmak,  dünyanın en güzel denizi ülkemizde iken her sahili bir otel grubuna teslim ederek denizi sahili yok ederek Cannes, Nice, Miami, Honolulu hayranı olmak ve tatili oralara gitmek sanmakmıdır farkındalık? Çocuklarımıza israfın kötü olduğunu anlatıp aynı eve 2-3 araba almak, Bursa kebabı, Baklava, kuru pilavı, Türk kahvesini hor görüp wcleri, masaları pislik içinde Sturbucks ın önünde kahve sırası oluşturmak, her ürünü ithal edip yerli malı ve milli marka kampanyalarını savunmak, çevre kirleniyor diyerek atık yağı lavaboya, çöpe atmak yada atmamak, işte Bütün mesele bu!

Yasak elma gibi dizilerin reyting yapamadığı, Sturbucks kahve markasının insanımıza saygısından masaları, wc leri temiz tutmayı öğrenmesi, Köylü milletin efendisidir zihniyeti ile yediğimiz her tarım ürünündeki kutsal emeğin değerinin bilinmesi, Fairy gibi bir deterjanın kadınlarımıza çalkala diyemediği, Cola nın satış uğruna Türk kadınına istihdam sözü veremeyeceği, aptalca makyaj videolarının sosyal medyada izlenme rekorları kıramayacağı, dev markaların her şeyi satma isteğine dur diyeceğimiz, kargaların öttüğü yerde bülbüllerin susmayacağı bir yaşam için üzerimize düşen şeyin bunları konuşmayı bilmek değil, iyi olanı yapaBİLMEK olduğunu anlamak olsa gerek gerçek farkındalık.

Sürekli, yok ederken toplumda özel gereksinimli bireylere vah vah demek, vah diyerek onlara yaşamda yer vermemek, bu bakışla duyarlı, sağduyulu insan taklidi yapabilmekmidir? Yönetenleri eleştirip yönetici olamayan ve sürekli ben olsaydım şöyle yapardım demek, rüzgar olup  esmek, ama bir türlü  yağmur olmamak mıdır farkındalık?

Marka anlatıp marka yapamamak, doğruyu konuşup, yanlışı yapmak, nereye kadar?

Mek, mak, mek, mak, mek mak diye çalışan bir makine olduk. bnları yaparken birde yanlış olduğunu anlatıp duruyoruz. Uzmanlar çıkıyor ne, nasıl olmadı diye anlatıyor, Kadın hakkını savunup evde karısını, kızını dövüyor. Küfür, şiddet yanlış ……….. koyim demeyi,  cehaleti alkışlayıp, avamı izledikçe , gerçek başarıyı ve güzeli ayırt edemez hale geldikçe biz,  nasıl olacakta farkında olacağız?

Kendi olmayı, yaşam anlayışını ve varoluş sebebini fark etmedikçe, farkındalık oluşamaz.  Önce ben olmakla başlar ‘’biz’’ kavramı.

Biz olmak için, siz diyeceklerimizin yaşam hakkına saygı duymak temeliyle neredeyiz, kimiz yaşama hikayemiz ne diye sormalı, Ben olmalı, BİZ OLABİLMEK İÇİN.

Merve Kılıç – Sivil Toplum Uzmanı