Rahatsızlık duymanın dönüştürücü gücü

Rahatsızlık duymanın dönüştürücü gücü
Rahatsızlık duymanın dönüştürücü gücü

Günlük rutimizin içinde hepimiz rahatlayacağımız anlar yaratma derdindeyiz. Rahat olduğumuz bir gün geçirmek için hayatımızın akışına küçük değişiklikler ekleyerek mutluluğa ulaşmaya çalışıyoruz. Dahası, rahat olmak çoğu zaman mutlulukla eş bile diyebiliriz. Fakat ben sizi rahatsız olmaya, rahatsızlık duymaya davet ediyorum.

Odak noktamız rahatlama olunca, çoğu zaman rahatsızlık verici gerçekliklerden kaçıyoruz. Nasılsa onlar çokça var, nasılsa hep de olacaklar, o halde görmezden gelelim gitsin… Yani bir nevi körlük inşa edip, kendimizi bu körlükle rahat, konforlu alanlarımız içine hapsediyoruz. Görmeyi seçelim, görüp rahatsız olmayı! Çünkü o rahatsızlık bizde müdahale etme, değiştirme ve dönüştürme dürtüsü ve eylemi yaratabilecek tek güç.

Sadede gelecek olursam, sizi rahatsız olmaya, rahatsızlık duymaya davet etmekle kalmadım, bir de bu durumun güç olduğunu söyledim. Şimdi de nasıl rahatsızlık duyacağımızı anlatayım.

Etik değerlerimizi, ahlaki erdemlerimizi, çocukken ailemizden öğrendiğimiz örf ve adetlerimizi, gençliğimizde eğitim hayatımızda kendimizi keşfederken öykündüğümüz şahsiyetleri hatırlamakla başlayalım. Çünkü biz bunların bir çoğunu yetişkinliğimizde farkında olmadan ve yavaş yavaş geride bıraktık. Çünkü zaman değişmişti, çünkü çok hızlı akıyordu, çünkü yapıp edecek hep çok şeyimiz vardı, çünkü hep meşguldük. Çünkü… Çünkü birey olmuştuk ve birey olmanın yarattığımız küçük evrende kendimize yetebilmek olduğuna inandık.

Ama pek de öyle değil. Bence birey olmak, kendimizle birlikte, yaşadığımız zamana,  eksilttiklerine karşı koyabilecek ve yerine koyabilecek şekilde yetebilmek. O halde, hatırlayalım ve rahatsız olmayı seçelim.

Mesela, kaldırıma park etmekten bir türlü vazgeçmeyen komşumuzun bu davranışına alışmak yerine, inatla rahatsız olmayı seçelim ve bu davranışı ortadan kaldırmak için harekete geçelim.

Mesela yaya geçişini engelleyecek şekilde işletmesinin önüne dubalar, çiçeklikler, çeşitli yapay engeller koyan dükkan sahiplerinin davranışından rahatsız olalım.

Mesela az ileride çöp konteynerı varken apartmanın önüne her gün çöp bırakan görevlinin davranışından rahatsız olalım.

Mesela toplu taşıma araçlarında bağıra çağıra konuşanlardan rahatsız olalım. Kuralsız davranış sergileyen minibüs şoförlerinin davranışlarından rahatsız olalım.

Türkçeyi uydurma kelimelerle bozan spikerlerin bu davranışından rahatsız olalım.

Yaşça büyüklerimize öncelik vermeyen kalabalıklardan, bedensel veya zihinsel farklı bireylere yönelik hiçbir uygulaması bulunmayan kurumlardan, haksız kazanç elde edenlerden, konumlandığı yerin sahibi hatta yaratıcısı gibi davrananlardan, kötülüğü sıradanlaştıranlardan rahatsız olalım.

Doğanın sunduğu yaşamsal ögeleri hunharca harcayanlardan rahatsız olalım. Suyu tasarruflu kullanmayan, mutfağından artan yemekleri hayvanlarla paylaşmayan, gece gündüz ışıl ışıl elektrik sarf eden, hanelerden, kurumlardan, kalabalıklardan rahatsız olalım.

Sosyal ve ekonomik eşitsizliklere destek olmak yerine kayıtsız kalan, haz odaklı yaşayanlardan rahatsız olalım.

Cehaleti kutsayanlardan, faydasız fanatizme kapılanlardan rahatsız olalım.

Çünkü rahatsız olursak, ortadan kaldırmak için yapabileceğimiz çok şey olduğunu fark edebiliriz. Rahatsızlık duymak, müdahale etme, değiştirme ve dönüştürme dürtüsü ve eylemi yaratabilecek tek güç.

Merve Kılıç – Sivil Toplum Uzmanı