Masallar diyarından gerçekler diyarına

Kaç yaşına gelirsek gelelim çocukluğumuza ait aklımızda kalan, belki hayatımızın gidişatında etki eden, belki aldığımız bir kararda parmağı olan, karakterimizde kemikleşmiş bir şeylere sebep olmuş olan bir masal / masal karakteri mutlaka vardır.

Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, görsel dünya nereye giderse gitsin, dinlediğini hayal dünyanda harmanlamak gibisi yok.

Duyduklarımız, yaşadıklarımız ve gördüklerimiz üçgenini hayal dünyamızda getirdiğimiz hal uçsuz bucaksız bir deniz. Çocukluğumu düşündüğümde en çok aklımda kalan masalların babamın bana anlattıkları. O zamanlar küçük fotoğrafı görebildiğimden anlık çıkarımları bile zar zor yapıyordum ancak şimdi anlıyorum ki; her masal gerçekliğe uzanan bir melodiymiş.

Ben de çocuklarıma masallar anlattım. Çoğu zaman kendi uydurduğum masalları anlatmayı tercih ettim.
Neden mi böyle yaptım?

Bence masal dinlemek çocukluk döneminde oldukça kritik. İçerisinden tek bir cümleyi çekerek bambaşka hayallere dalabilir insan.

Hani diyoruz ya; “Her ailenin kendi ilkeleri, kendi tarzı ve kendi üslubu vardır” diye, işte  ben de bunu düşünerek çocuklara anlattığım masallarda içselleştirmeleri gerektiğine inandığım, önemsemelerini istediğim, benimsemelerini istediğim hususlarla ilgili çıkarım yapabilecekleri masalları anlattım.

Babamın bana yaptığı gibi… 🙂

Hayat yıllar geçtikçe masallardaki gibi olmadığını bize hissettiriyor.
Ancak belki de bunun sebebi masalların oldukça kusursuz olmalarıdır. Belki de masallar diyarından gerçekler diyarına geçişte yaşadığımız hayal kırıklıklarını ortadan kaldırmanın en yumuşak yolunu bulmak lazım.

Bakalım yıllar sonra benim çocuklarım da, her masalın gerçekliğe uzanan bir melodi olduğunu fark edebilecekler mi?

 

Papatya Somer

 

Kendi masallarımızı kendimizin yazdığı günlerimiz olsun…

Mutlulukla kalın…