Farkındalık ve bütünleşme

Farkındalık ve bütünleşme
Farkındalık ve bütünleşme

İnsan olmanın gerektirdiği erdemlerin arasında artık “farkındalık” da var. İnsanoğlu, yüzyıllardır yürüdüğü olgunlaşma yolculuğunda hep bilginin peşinde koştu. Bilmek…  Hayatı, evreni, kendini… Artık bilginin tek başına yeterli olmadığı bir dönemdeyiz. Her on yılda bir tüm düşünce sistemimiz yeni bir trend içine giriyor, bu trendler bizi, insanoğlunu ne kadar ileriye taşıyor tartışılır, fakat bu on yılın trendi “farkındalık”.

Farkındalık sahibi olmadan erdemli insan olunamayacağını biliyoruz. Peki kendimize, ailemize, toplumumuza, doğaya, yaşadığımız evrene farkındalıkla bakıyor muyuz? “Farkındalık” denince ne anlıyoruz?

Eşitsizliklerin hakim olduğu bir dünyada yaşıyoruz, bunda hem fikiriz, mesele eşitsizliklerin temellerini sorgulamakta. Her nedense bireysel olarak eşitsizlikten kaynaklanan bir mağduriyetin öznesi olmadan o noktaya gelemiyoruz. Kendimize imkanlarımız nispetinde konforlu, görece özerk, özgür alanlar yaratıyoruz ve o kurmaca alanda mutluyuz.  Size, o alandan çıkmasanız bile, pencereden dışarıya bakmanızı öneriyorum.

Aslında tek bir yaklaşım belirleyerek hayata o gözle bakmanın yeterli olduğu bir pencere “farkındalık”.

Mesela hiç düşündünüz mü, doğum anında yaşadığınız bir anomali nedeniyle, toplumun çoğunluğundan farklı ve zor bir çocukluk geçirebilir, hakkınız olan eğitimi alamayabilir, hayal ettiğiniz mesleği edinemeyebilir, hatta sistemin sizi kapsamamasından dolayı bağımsız bir birey olarak hayatınızı geçiremeyebilirdiniz. O zaman da kendi konforlu alanınızda mutlu olmayı ve pencereden dışarıya bakmamayı seçebilir miydiniz?

Bir soru daha… Bir çok ebeveynin, çocuklarının aldığı eğitimin kalitesi konusunda zaman zaman kendini sorguladığı bu günlerde, çağdaşınız, üstelik sizinle kanuni olarak eşit vatandaşlık hakkına sahip bir başka ebeveynin evladını, okula götürebilmek için yıl boyu, hem de her gün bir buçuk saat sırtında taşımak zorunda olduğunu duyduğunuzda, üzerine hiç düşünmeden, günlük hayatınıza dönebiliyor musunuz? Ya o ebeveyn siz olsaydınız?

O kişi, o ebeveyn siz olmadığınız halde onları kucaklayabilen ve onlar için bir şey yapıp edebilen bir bireyseniz farkındalık sahibisiniz.

Anlatmak istediğim şey, temelde öncelikle birey olarak hayata toplumda yer alan her bir bireyin bizimle eşit vatandaşlık, eşit yaşam, eşit insan hakkına sahip olduğu fakat bireylerin zihninde bu eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için yeni bir yaklaşım geliştirilmediği sürece eşitsizliklerin, mağduriyetlerin, ötekileştirmelerin ortadan kaldırılmasının imkânsız olduğu.

Bütünleşmiş bir toplum olmak zorundayız ve bu süreci ancak farkındalık kazanarak başlatabiliriz. Çünkü 21. yüzyılda insani erdemlerimizin belki de en önemlisi “farkındalık”. Yetişkinler olarak bizler, çocuklarımızla birlikte yarını inşa edeceğiz, yarının bütünleşmiş toplumu ve yarının dünyasını…

Merve Kılıç – Sivil Toplum Uzmanı