Eksik yaprağı kim tamamlayacak?

Eksik yaprağı kim tamamlayacak
Eksik yaprağı kim tamamlayacak

Tam olmak duygusu insanı her zaman iyi ve güvende hissettirir. Tam olmak aynı zamanda eksilebilme ihtimalinden dolayı korkuları da beraberinde getirebilir.

Toplumsal bir eksiği tamamlamak insanda üç düşünsel eylemden birini harekete geçirir. Bu üçlüden birine doğru yapılacak istemsiz tercih kişinin yaşamışlığı, hayat görüşü, eğitimi, öğretimi ve vizyonuyla belirlenir. Toplumsal eksik olan bir konuda, ben odaklı olanlar bana ne diyebilmek rahatlığına sahiptirler. Onlar bir konu veya eylem kendilerine dokununca toplumsallaşır ve hak arayıcı olurlar. Yani onlar için sözün özü ‘’bana dokunmayan yılan bin yaşasın’’ dır.

Bir diğerleri ancak ilgilendikleri konuya dair insani duyguları harekete geçer. Yani onlar yaşamda baktıkları veya kapsadıkları alanda insan olabilmeyi fark etmeden seçenlerdir.

Üçüncü seçenekte dünyayı daha yaşanabilir yapmak, kendinden öte bir toplumsallığa sahip çıkmak isteyenler vardır. Bu tipler kendileri iyi olabilmeyi seçerken içlerinden bazı öne çıkanlar baskın liderlik güdüleriyle ayrılırlar. Mesela yakından tanıdığım, bence örnek bir aile var. Bu aile bir yetişkin kız çocuk sahibi ve hiç üzerlerine görev değilken orta ölçekli sanayici olan baba köpekleri, son derece iyi eğitimli eski bankacı olan anne kedileri korumayı görev edinmişler. Aynı zamanda engelli bireyler, yaşlılar, hak arayanların davalarını takip etmeler, organ bağışı, çevre, doğa gibi konularda sorun var deseniz gece yarısı uyanıp 300-500 kilometre yol giderek bir ah bile demiyorlar. Yaşamda ekonomik olarak kazandıklarının yeteri kadarını kendilerine, artan kısmını kedilere, köpeklere, ihtiyaç sahiplerine harcayarak mutlu olmanın büyülü sırrını bulmuşlar. Şok edici bir biçimde vererek mutlu olmayı, başkalarının eyvah ne gerek var diyeceği her şeyin eksiğini tamamlamaya adamışlar kendilerini. Onlar giden para, geçen zamana bu yolda harcanması gereğine ant içmişler gibi geliyor izleyene.

Peki hangisi doğru?

Bu aile şimdi korucu aile olmak için bir yıldır uğraşıyor. Demişler ki yetişkin olsa olur mu? Aile olur demiş. Bebek olsa olur mu? Oluuuur. Engelli birey olsa? Ona da olur demişler. Sonunda önerilen koruma ihtiyacı olan çocuk ağır bir hastalık taşıyınca bir hafta süre isteyip halen düşünmekteler.

Kendinden öte bir toplumsallık uğruna kendini tümden yok saymak mı olmalı seçim, yoksa kendi hakkını kullanma sınırında durmak mı? Zor karar ve ben  koruyucu aile olmayı savunan biri  olarak onların düşünme eşiğine erişmemin zor olduğunu net olarak tanımlayabiliyorum.

Peki, ülkemizde var olan on milyon civarında özel gereksinimli birey için eksik olan yaprağı kim tamamlayacak?

Bu duruma,

1- Bana ne, bana dokunmasında ne yaparlarsa yapsınlar.

2-Benim başıma gelirse düşünürüz.

3-Ne yapabilirim mi diyeceğiz? Bir diğer seçenek ise işine gücüne bakmak ve aldırmamak olabilir.

Ülkemizde 30 yıl önce kurulmuş olan İZEV –İstanbul Zihinsel Engeliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı tüm geçmiş değerli çalışmalarının devamında 3 yıl kadar önce bir farkındalık hareketi başlattı. Toplumsal farkındalık ve özel gereksinimli bireylerin yaşamda aktif olarak var olabilmesini topluma ve bireylerin kendilerine göstermek adına dünya çapında ödüller alan projelerinin yanında, ülkemizde milat olması gereken efsane Pink Floyd gurubunun Another Brick in The Wall şarkısını 30 özel gereksinimli bireyin katılımıyla Türkçe olarak Yaşam Hakkı – Duvar isimli video kliple topluma sesini duyurmayı başardı. Ancak üç günde veya bir ayda milyonlar izlenen abuk subuk klipler, reklamlar veya sosyal medya videolarının önüne geçemedi. İnanıyorum ki o klipte toplumsal uyumamızı destekleyecek tipler veya şarkı sözleri olsaydı 2 yılda yaşam köyü hedefine rağmen 7 milyon izlenmeye ulaşan klip 50 milyona erişirdi. Online alışveriş yapmak için harcadığımız zamanın onda birini ayırsak, ne kaybederiz?

Kendimizden başka bir hayatı önemli saymayarak kendimizi önemsizleştirdiğimizi ne zaman anlayacağız bunu bilemiyorum. İZEV Vakfı ilk klipte temsili zihinlerdeki duvarı yıkarak yine bir efsane şarkıyı ülkemize kazandırmış, döneminin efsane grubu Bee Gees’in Stayin’ Alive şarkısını tüm başaramazsınız diyenlere rağmen alarak, devam klibinde 5 özel gereksinimli bireyden oluşan FARKBAND pop gurubunu kurup, temsili duvarı yıkan gençlerin yaşamın içinde var olmasının klibini çekti. İnanın maymunların doğurması, kim kime ne dedi, kim kime hakaret etti haberleri kadar yer alabilsin diye ekip her fırsatı değerlendirmekte. Tek çıkarı özel gereksinimli bireylerin yaşamda yer alabilmesi, toplumsal algıda efsane kliplerde rol alabilmeleri ve  bireylere, ben de yapabilirim umudunun aşılanması olan bu çalışmaya karşı oluşan duyarsızlık inanılır gibi değil.

Yeri geldiğinde duyarlı insan olanlar, toplumsal fayda yapıyorum diyerek reyting canavarına dönüşenler için belki bir katma değer misyonu olması adına, daha ne duruyorsunuz? Buradaki eksik olan yaprağı kim tamamlayacak?

Özel gereksinimli olarak toplumda bizlerin ben kaygısıyla yok olan yaşam hakları için klibi izleyecek kadar vakti olmayanlar, biraz yemek, gezmek, içmek paylaşımlarını bırakmanız için daha ne gerekecek?

ON MİLYON ÖZEL GEREKSİNİMLİ OLAN ÜLKEMİZDE, BU KONUDA YAPACAK NEYİNİZ VAR?

Hani bir söz vardır, günü gelip te kullanmak üzere sakladığınız o altın kalbiniz tedavülden kalkınca mı harekete geçeceksiniz?

EKSİK OLAN YAPRAĞI BEN TAMAMLAMASAM, SEN TAMAMLAMASAN, BUNU KİM YAPACAK?

Unutmayın hayat bizden ve sahip olduklarımızdan ibaret değil. Bir yerine içimizdeki güzelliği varsa katmak gerek. Böyle tam olmayı öğrenmek gerek. Yoksa, yok oluruz.

Hakan Kural – Marka Danışmanı