Cool Ahmet’i izleyenler sendromu nedir?

Cool Ahmet'i izleyenler sendromu
Cool Ahmet'i izleyenler sendromu

90’lı yılların ortalarından itibaren yaşadığımız  dönüşüm toplumumuzda  ‘’Cool Ahmet’i izleyenler sendromu’’na  sebep olmuştur. Bu sendrom  bilinemeyen, dünya bilim insanlarının uzayda bir patlama olarak tanımladığı gizli şifreler içermekte ve psikolojik yansımaları ile hayatımızın her alanında bizlere yön vermektedir. Hastalık ilerleyen safhalarda İsviçre’li  bilim insanlarından, Fransız modacılardan onay alınmasını zorunlu hale getirmiştir.

‘’Cool Ahmet’i izleyenler sendromu’’nun belirtileri nelerdir?

İzlediğimiz Tv, dinlediğimiz radyo, okuduğumuz gazete ve dergilerden, doğum anında veya sonrasında anneler, babalar, sevgililer gününde alınan hediyelerle bulaşan virüs, bazen ilk okulda ki sıra arkadaşımızın kullandığı kalem, giydiği t shirt, gittiğimiz kafenin tabelasından bizlere bulaşmaktadır. Kanımca toplumlarda Pandemiden daha yıkıcı etkiler oluşturmuş ve oluşturmaktadır. Dünyadaki bilim insanları bu virüsün etkilerini globalleşme, elit olmak, seçkin olmak, fashion, trendsetter olmak gibi tanımlasa da ‘’marka = ‘’Cool Ahmet’i izleyenler sendromu’’ her insanda kendini en özel ve en iyi hissettirme duygusuyla oluşmakta ve  bir seçkinlik hissiyle yayılmaktadır.

Bana göre Cool Ahmet, Globalde – Brand, olan bu tehlikeli virüs bedeni sardıkça insan psikolojisini yönetmeye, tüm tercihlerine şekil vermeye ve ilerlemeye başlar. İleri safhalarda siz, artık  küçük şeylerle mutlu olmak temelinizden çıkarsınız. Daha zor mutlu olan bir tatminsizlik sarar ruhu.

Virüs önce bir ürünü satın alarak size dahil olur, bir süre sonra kana karışarak  şekil vermeye, kendine ait  ayıplarını ve kayıplarını oluşturmaya başlar. Cool Ahmet’i izleyenler sendromunun en büyük dışa vurumu ise kişiyi olduğundan farklı hissettirerek buna inanmasına sebep olmasıdır. Aldığınız hizmet veya ürünün içeriğinden, size sağladığı faydadan çok, kim tarafından yapıldığını sembolize eden etiketi taşımak dışa vurum halinizdir artık. Bazen bir dost toplantısında başkalarıyla aynı etiketi taşımaktan duyduğunuz onur veya aynı beğeniye sahip dostlar edinir ‘’virüsdaşlık’’ inşa edersiniz. Etikete odaklı bu köklü duygu son derece kalıcı dostlukların oluşmasını, hatta  ömür boyu sürecek kadar kalıcı olmasına inanmayı sağlar. Bir süre sonra sahip olduğunuz ürüne daha uygun daha büyük ihtiyaçları satın almaya, çocuğunuzu o etiketlere yakışan bir okula yollamaya, yakışan yerlerde yemek yemeye ve onu önceleyen kişilerle dostmuş gibi yaparak ilerler, hastalık hücrelerinizi sarar. Artık siz Cool Ahmet’i izleyenlerdeki kalıcı yerinize teslim olmuşsunuzdur. Ve inanın, hiçbir tedavisi yoktur.

Hastalık bedeni sardıkça, çocukluk arkadaşlarınız, aynı yollarda gülerek, çıkar gözetmeden bir arada olduğunuz insanlar  gözünüzde değersizleşirler. Aynı yolun yolcusu olanlar ise bir arada kalır. Size iyilik sunan, var oluşunuza değer katan ve temeli oluşturan kişiler sizinle aynı yolu seçmediği için giderek değersizleşir, sıradanlaşırlar. Hastalığın ileri safhaları ise yalnız kaldığınızda kendinizi kaybetmenize, bir şarkıda böğürerek ağlamanıza, ya da öksüzlük duygusuna sebep olur. Bu durumlar da satın alamadıkça bunalıma girdiğinizi sanarak kendimizi başarısız, değersiz hissedersiniz. Sendromun bu safhası ilerlemiş bir haldir. Artık  restaurantta  kuru fasulye – pilav, imambayıldı sipariş etmek büyük ayıp, şekerpare, kalburabastı satın almak içiniz gitse de sizin için imkansızdır. Bir Avm. nin trend cafe- bistrosunda frapuccino, Cabarnet Sauvignon’suz yaşam düşünülemez hale gelmiştir.

AMAN DİKKAT! Bu safhada Babanıza, annenize, çocuğunuza  özel günlerde  sevgi dolu öpücük vermenin, birlikte  kaliteli zaman geçirmenin önemi iyice unutulur ve basir bir hal alır.  Bayramlarda seyahatler, bir tatil köyünde uyanmak gibi elit duygulara teslim avuntularla mutlu olduğunuz sanmak gereği kaplar benliği. Bu durumlar virüs için dönülmez yerlerdir. Siz artık o yolun yolcusu olmuşsunuz, diğerleri hatıralar halini almıştır. Sonrasında ki yalnızlaşma, yerini nefes terapisi, meditasyon, Tibet seyahati, Hindistan’da kendini bulmak gibi geri dönülmez yanlış tedavilerle, hastalık iyice geri dönülmez hale gelebilir. Yine mutsuzluk, yine umutsuzluk.

Aslında konu çok basittir.

Cool Ahmet’i  izlemekten vazgeçin. Tedavi, kesin sonuç verir ve hastalığı önlemeyi sağlar. Bu durumda ne İsviçreli bilim adamına, ne de Fransız modacıya ihtiyaç vardır. Ölümünün 21. Yılında andığımız ünlü düşünür Barış Manço bir şarkısında konuyu açık ve net belirtmiştir.

Kul Ahmet erken yatar, sabaha ya nasip derdi./ Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti./ Herkes gömlek giyerken Ahmet ceket giyerdi./ Konu komşuya dert oldu, kul Ahmet’in ceketi.

Yani size; kimin ne giydiği, ne yaptığı hiç dert olmasın. Yaşamda AĞACINIZIN KÖKÜ neredeyse, söküp sakın başka topraklar dikmeye kalkmayın. Yerinde ağır taşı hiç kaldırmayın.

Aman! Korondan tehlikeli bu virüsten uzak durun.

Ülkemize ait tüm değerleri  global hale getiren ve bu şekilde var olarak gerçek marka olan, yeri doldurulamayacak bir yaşama üstadı

Barış Manço’yu hasret ve sevgi ile anıyorum. Seni ölüm kazandı, biz kaybettik.