Çocuklar evde güvende, ne yaşıyorlar?

Çocuklar evde güvende, ne yaşıyorlar?
Çocuklar evde güvende, ne yaşıyorlar?

Covid-19 salgını ile hızla ortaya çıkan yeni yaşam düzeni, en güvenli alanı evimiz, sosyal  mesafeyi koruma tarzımız, maskelerimiz, eldivenlerimizle belirlemiş olsak da, hepimizi şaşırttı. Şaşırtmaya ve çaresiz hissettirmeye devam edecek gibi görünüyor.

Kontrol, bizden çıktı. Ne zaman elimizde olmuştu ki?

Sadece işe/okula gitme, yeme alışkanlıkları, uyuma saatleri, dışarı çıkma saatleri, evde bulunma saatleri, koşturan saatler, hızlı tempo, yapılan ve daha çok yapılacak işler mi değişti?

Yakın arkadaşlık ilişkilerimiz, üzüldüğümüz ya da sıkıldığımız anlarda yapmayı tercih ettiklerimiz, uzaklaşmayı tercih edip içimiz rahat, çekip gidebildiklerimiz ne oldu?

Salgın, hepimizin kırılgan, desteğe ihtiyaç duyan, çabuk incinebilir yaratıklar olduğumuzu anımsattı. Erişkinler için rahatsız edici olan bu “karşılaşma” çocukları o kadar da depresyona sürüklemedi, henüz. Çünkü çocuk zaten incineceğini, desteğe ihtiyacı olduğunu, güven duygusunun en önemli olduğunu, hayatının tamamında hissediyordu. Hatta hayatı tamamen bunun üzerine kuruludur.

Sürekli evde kalan, okuluna gidemeyen, arkadaşlarını göremeyen çocuğun ruh hali ne olacak, depresyonu, kaygıları ne ara, nasıl ortaya çıkacak?

Size çocukları iyi tanıyan birinden ipucu… Erişkinlerin her an her yerden gelecek bir tehdit algılayıp (salgını, ölümü, yoksulluğu, yakınlarını kaybetme olasılığının yüksek olduğunu) panik halinde yaşamaları etkileyecek çocukları.

Arkadaşlarıyla temasları, konuşmaları, aralarında tamamen gizli kalacak (kendilerince sır dolu) iletişimlerini sürdürmelerine izin verirseniz, onlar kendilerini bu yavaşlatılmış tempoda mutlu bile hissedecekler. Yanlarında siz varsınız, evlerindeler, bir yere yetişmeleri için sürekli uyarıp acele ettirmiyorsunuz örneğin.

Bir ay kadar önce ve tüm okul hayatı boyunca, sabahın karanlık saatinde uyanıp gittiği okuldan gecenin bir köründe, korkunç trafikle, mide bulantısıyla, yorgunlukla, eve geldiğinde “okulun nasıl geçti, sınavdan kaç aldın, hoca projeni beğendi mi, ne zaman derse oturacaksın” larınız olmadan, kendinizi hayatın “gerçek” akışına bırakmışsınız.

Çocuk için tam sevilecek, güvenilecek hale geldiniz, farkında mısınız?  

Salgının dünyaya yayılmasından, çok rahatsız ve hatta tehdit edici olmasından bu yana, siz, “önemli olan çocuğumun sağlığı” cümlesini daha “gerçek” daha “içten” söylediniz.

Benim yıllarca aynı odada kalıp çocuklardan bunun gerçek olmadığını gördüğüm, çocuğun da gerçek olmadığını hissettiği o cümle… Şimdi gerçek!!

“Önemli olan onun sağlığı, hepimizin sağlığı, hepimize güneş, gün, çiçekler, hayvanlar, sokaktaki kediler, köpekler, parklar, deniz kenarları, kalabalık sofralar lazım, dediğiniz an, gerçek ve çok sevilecek ebeveynler oldunuz.

O halde, yine, çocukları ve ruhsal rahatsızlıklarını bilen biri olarak söyleyebilirim:

Salgını çocuğunuzun ruhu adına güzel atlatıyorsunuz, içiniz rahat olsun.