Boşanılan eşten olan çocuğu annesi çeyiziyle mi getirdi?

Çevrenizde boşanmış insanlar varsa mutlaka duymuşsunuzdur hep bir nafaka problemi vardır. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla sohbet ederken bana uzun uzadıya hikâyesini anlattı.Ben kısaca söz edeceğim. Ayrıldığı eşi kızının nafakasını iptal etmek için defalarca dava açmış. Düşünebiliyor musunuz bir insan kendi öz çocuğuna nafaka ödememek için dava açıyor. Gerekçesi ise çok komik “Ben yeniden evlendim, yeni çocuğum oldu.” Bu ne demek? Yeni çocuğum oldu eskisine bakmak istemiyorum.

Boşanılan eşten olan çocuğu annesi çeyiziyle mi getirdi

Dikkatinizi çekmek istiyorum konu eşine ödediği nafaka falan değil zaten ona ödemiyor, kendi öz çocuğuna ödediği nafaka. Öyle bir ay evli kalıp eşe nafaka ödeyen erkeklerden değil sözünü ettiğim şahıs. İşi gücü olan, yeniden evlenip çocuk yapmış olan ve hâlâ eski eşinden olan çocuğu ile rahatça görüşebilen bir kişi.

Şimdi sıkı durun! Baba tarafının mahkemeye getirdiği şahitleri de yeni eşi ve kendi annesi. Hadi yeni eşi anlarım da bir babaanne “seni çok özledim, çok seviyorum” gibi sözler söylediği torununun daha kötü şartlarda yaşaması için nasıl olur da şahitlik eder. Hangi bilinçli ve aklı başında babaanne böyle bir şeye yeltenir. Bu cehalet değil de nedir?

Peki anne ne gibi durumlar yaşadı

Evlenene dek gayet hali vakti yerinde mutlu yaşayan kadın, boşandıktan sonra çocuğuna elinden gelen en iyi olanakları sunmak için nafakanın son kuruşuna kadar çocuğuna harcar. Kaybettiği zamanı telafi edebilmek için tekrar hızla hayata, iş yaşamına geri dönmesi gerekir. Malum yeniden başlayabilmek için zaman kaybetti. Öyle çocuklu kadın ha dediniz mi iş bulamıyor. Evde çocuğa bakabilecek bir anneanne vb. yoksa eve yakın iş bulmak zorunda ki İstanbul trafiğinde zamanında anaokulu çıkışına yetişebilsin. Çünkü çocuğu okuldan alacak bir başkası yok. Bu arada çocuk en az 3 yaşında olabilmeli ki anaokuluna gidebilsin. Kadının işe kesintisiz gidebilmesi için çocuğun hastalanmaması da lazım. O nasıl olacaksa. Eh yeni işe başlamışsın öyle zırt pırt izin de vermezler kimseye. Koyuverirler kapıya. Tüm bunları eksiksiz her gün yapabilmesi için kendisinin de hiç hastalanmaması lazım. Ayrıca anaokulu da çözüm değil. İşe gitmek için sabah 6 – 7 de yola çıkan anne o saatte anaokulunda kimi bulacak da bırakacak. Bıraksa ayrı dert. Üç yaşında çocuk sabah 6 dan akşam 6 ya kadar anaokulunda. Vay hâline o çocuğun. Hastalansa gelip alacak kimse yok. Baba zaten işte o hiç alamıyor. Bu şartlarda işte olmasa da alır mı şüpheli. Malum eski çocuğuna dava açan baba bu yaptığını da doğal olarak eski eşe yardım gibi görür. Oysa çocuğun güvenli ve konforudur konu. Bu duruma da genelde erkeklerin savunması hazır “benden boşanmasaydı o zaman”. Hı hı tabii yani alt yazısı şu “Benden boşanırsan böyle zorda kalırsın o yüzden bana katlansaydın daha iyiydi. Benim de rahatımı bozmasaydın”.

Tüm bunları hesaplayınca anne evini, arabasını vb. satmayı yeğler ki bu yıllarda çocuğun psikolojisi, sağlığı vb. etkilenmesin, ne idüğü belli olmayan bakıcıların elinde başına bir şey gelmesin. Sonra sıfıra sıfır elde var sıfır. Kadın her şeyini satar savar çocuğuna harcar ama çocuğun babasına baktığımızda o yeni ailesi ve yeni çocuğu ile meşguldür. Tabii bir de ilk çocuğunun nafakasını iptal edip yeni ailesine daha iyi imkânlar sunmak için defalarca dava açmakla.

Anneyi geçtim, o bir şekilde bu olanları tolere edebilir. Fakat baba, o çocuğun gözlerine bakarak “kızım” diyebilecek mi ya da derse ne kadar inandırıcı olabilecek şüpheliyim. Bu çocuk o mahkemelerden sonra o kişiye “baba” diyebilecek mi? Benim asıl ilgilendiğim nokta çocuk. O çocuğun yaşayacağı travmanın parasal olarak bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Bu devirde hâlâ bu tip insanların oksijen tüketiyor olması çok üzücü. Para gerçekten insanları evlatlarından vazgeçme noktasına getirebiliyor. Üç, beş yüz liranın değil daha önemli konuların hesabını iyi yapmak lâzım. Hiç bir çocuğun gereksinimi, ruhsal, fiziki veya maddi ihtiyacı bir yetişkinin şahsi egosu ya da cehaletine bırakılmamalı.

Neyse ki hukuk sistemimizde özellikle aile mahkemeleri bu tabloyu çok net görebiliyor. Mahkemeyi, doğal olarak çocuğa velayeten anne kazandı. Tüm ebeveynleri biraz daha mantıklı ve merhametli olmaya davet ediyorum. Şu kısa ömürde çocuklarımıza verebileceğimiz güzelliklerden daha önemli ne olabilir ki?