Bilim ve tarih kokan Harvard Üniversitesi

Bilim ve tarih kokan Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu’na katılmak için Amerika’ya gittim. Yolculuğumun başında çok heyecanlıydım, yıllardır birçok haber yaptığım değerli bilim insanlarının olduğu Harvard Üniversitesi’ni kendim gözlemleyebilecektim. Yol boyunca içim içime sığmadı. Uçakla gidiyordum ancak içimden de heyecandan uçuyor gibiydim.

Amerika’ya indiğimizde havaalanından çıkışta bizi bekleyen otobüsü gördüğümde, kendimi Holloywood filmlerinde bir sahnede gibi hissettim. Dağıtılan suların, minik şişeleri ve suyun yumuşaklığı dikkatimi çekti. Otele gidene kadar çevreyi gözlemledim. Otele girdiğimizde yorgun olmamıza rağmen, bir şeyler atıştırdık. Menüdeki yemeklerin birçoğunu bilmediğimiz için, harika rehberimiz imdadımıza yetişti. Sebze aldım, ancak içinde daha önce görmediğim ve bu ne ki diye yediğim çok ilginç sebzeler vardı. Mesela, havuç mu yoksa bamya mı olduğuna karar veremediğimiz sebze de dahil.

Ertesi gün sabah erkenden kalktık. Boston çok soğuk olur demişlerdi de ilk gün bu kadar olacağını düşünmemiştim. Getirdiğim kalın kıyafetlerin hepsini üst üste giydim ve dışarıda geçecek zamanı müzeye giderek değerlendirmeye karar verdik. Müzenin girişindeki sıranın uzunluğu gözümüzü korkuttu. Memorial Day olduğu için ücretsiz olan müzeye arka kapıdan girmeye karar verdik, sıra daha azdı. Tabii, bu sürede bol bol fotoğraf çekip, beklediğimiz anın tadını çıkarttık. Müze gerçekten harikaydı, labirent gibi birçok yerden başka yere çıkıyordu.

Müzeden sonra öğle yemeği için gittiğimiz yerde biten telefon şarjları için priz aradık. Tabii Amerika’da prizler Türkiye’deki gibi değil. Eğer giderseniz, mutlaka yanınızda ek bölümü alın. Amerika’da yemekler enteresan şekilde çok lezzetli, farklı sosları var ve buna rağmen hafif geliyor. Sokakları temiz ve sakin, öyle ki bu kadar insan nerede acaba diye insan merak ediyor. Gittiğimiz gün, trafik var demelerine rağmen resmen trafik yoktu. Buna trafik mi diyorlar dedim. Yalnız, trafik lambalarının çalışma mantığını anlamadık. Ne zaman geçilecek bu nasıl ışık diye takıldık. Günler ilerledikçe Boston sokaklarında gruplara ayrılıp, yolları öğrenmeye çalıştık.

Bilim ve tarih kokan Harvard Üniversitesi

Harvard Üniversitesi laboratuvar gezisi

Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’nde Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’ni Prof. Gökhan Hotamışlıgil bize laboratuvarları gezdirdi. Ülkemizdeki laboratuvarlar gibi, mikroskop çeşitlerinin çoğu ülkemizdeki üniversitelerde de var. Yaptıkları çalışmaları, heyecanla atan Hotamışlıgil, neler yapmayı planladıklarını ve söz konusu bilim olduğunda sonucun ne çıkacağını kestiremediklerini de ekledi. Çünkü, yıllarca uğraştığınız bilimsel araştırmaların sonunda beklediğiniz sonuçlar da çıkmayabilir. Üniversitenin derslikleri amfi mantığında ancak daha az kişinin yer alabileceği şekilde tasarlanmış. Otururken herkes birbirini görebiliyor.

Harvard Üniversitesi’nin merkez kampüsü ise harika. Her tarafı tarihî binalar ile çevrili ve bu binalar çok güzel korunmuş. Kütüphanesi ise en sevdiğim yerlerden biri oldu. Malum Ankara’da yaşayıp Millî Kütüphane’ye girmek için uzun sıralar beklememiş öğrenci yoktur. Öte yandan Millî Kütüphane’de kitaplara erişim kısıtlı ve okuma yapılacak alanlar çok rahatsız, içerideki koku da hem ağır hem de kötü. Boston şehir kütüphanesi ise, her yeri camlı ve ferah. Umarım bizde de böyle kütüphaneler olur.

Bilim ve tarih kokan Harvard Üniversitesi

Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu, Harry Potter filmlerinden fırlamış bir salonda gerçekleşti. Öyle güzel bir atmosferdi ki hayran olmamak mümkün değildi. Sempozyum’da sunumlar da çok ilgi çekiciydi. Meselâ, Virginia Üniversitesi’nden Dr. Ali Deniz Güler, hayvanlara lezzetli yemekler verdiklerinde davranışlarında nasıl bir değişiklik olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını anlattı. Prof. Gökhan Hotamışlıgil, Nrf1 molekülünü ve bu molekülün karaciğerdeki önemli fonksiyonunun keşfedildiğini belirtti. Daha önce Nobel Ödülü almış bilim insanları konuşmalar yaptı. Tam bir bilim şöleni gerçekleşti.

Boston, sakin ve huzurlu caddeleri, heykelleri ve sincaplarla süslü parkları, bahçeli ve çiçekli müstakil evleri ile İngiltere havasını anımsatan bir şehir. Yolumun geçtiği Boston’a tekrar gitmeyi çok isterim. Umarım sizler de gidersiniz.

 

Esra ÖZ

Bilim ve Sağlık Habercisi, Biyolog ve Sosyal Medya Danışmanı

 

Ailelerin ve uzmanların tercih ettiği yayın. Anne bebek çocuk sağlığı, gelişimi ve beslenmesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.