Başarı için çocuklara şans tanımalıyız!

Hayatta başarı kazanan insanların büyük bir çoğunluğu çok ve disiplinli çalışmış, zorluklar karşısında yılmamış ve düştüğünde yeniden kalkmasını bilebilmiş insanlardır. Onların hayat hikâyelerini okuduğumuzda bu ortak özelliklere sıkça rastlarız. Hayatta kalabilmek, değişken yaşam koşullarına uyum sağlayabilmek bizlere hayatta avantaj sağlar. Eminim bunları siz de biliyorsunuzdur. Peki öyleyse çocuklarınıza bu yeteneklerini geliştirmeleri için yol gösteriyor musunuz? Yoksa onları her şeyden korumaya çalışarak, her zor durumdan kurtararak bu yeteneklerini köreltiyor musunuz?

Başarı için çocuklara şans tanımalıyız!

Öncelikle bu söylediklerimin çocuğunuz size ihtiyaç duyduğunda onu yalnız bırakın demek olmadığını belirtmek isterim. Hepimiz çocuklarımızı çok seviyoruz, saçlarının teline zarar gelsin istemiyoruz ama bu durumu abartarak yaşı ilerledikçe biraz da bağımsız karar verebilmesine olanak tanımayarak onları gelecekleri için zor bir duruma sokmamamız gerekiyor.

Başarı hikâyeleri genellikle konfor alanından değil zorluklarla mücadele etmiş insanlardan çıkıyor. Bu kişiler çaresizlik durumunda yaratıcı düşünmeyi başarabilen, devam etmeyi bilen kişiler. Meselâ, Colonel Sanders bir örnek olabilir. Günümüzde KFC yemek zincirinin kurucusu olan Sanders daha 5 yaşındayken babasını kaybeder. Annesi çalışmak zorunda kalan küçük çocuk kendinden daha küçük olan kardeşlerine bakmak zorunda kalır. On yaşına geldiğinde pek çok farklı işte çalışmak zorunda kalan Sanders okul hayatını bırakmak zorunda kalır ve sonunda orduya katılır. Daha sonra ordudan ayrılarak evlenen Sanders’ın 3 çocuğu olur ve 22 yaşına dek trenlerde kondüktörlük yapar. Ancak bu işten de kovulan Sanders’ı eşi çocuklarını da yanına alarak terk eder. Yaklaşık 40 yaşına dek pek çok iş değiştiren Sanders kötü günler yaşamaya başlar ve bu uzun zaman sürer. O kadar ümitsizdir ki bir gün oturup vasiyetini kaleme alırken aslında daha hiç denemediği ama yapabileceği pek çok şey olduğunu fark eder.

Aşçılığına güvenen Sanders ufak bir miktar borç alarak bir miktar tavuk pişirir ve bunu çevresindekilere tattırır. Olumlu dönüşler almaya başladığında komşularına satış yapmaya başlar. Artık kendi reçetesi ile hazırladığı lezzetli tavuklar yapıyor ve para kazanıyordur. Ancak aksilik bu ya, yaptığı tavukları satarak açtığı dükkanı oradan geçen yeni otoban yüzünden kapanır ve borçlarını ödemek için tüm mal varlığını satmak zorunda kalır. Fakat bu onu yıldırmaz. Elindeki tavuk tarifini bir restorana satmak ve bunun karşılığında komisyon alarak para kazanmak arzusuyla yollara düşer. Tam 1009. denemeden sonra nihayet tarifine ilgi gösteren bir yer bulur. Tarifi çok tutan Sanders sonunda başarmıştır. Kentukey Fried Chicken’ın fikir babası olan Sanders muazzam değer kazanan markasını oldukça yüklü bir para karşılığı bir yatırımcıya satar. Bugün tüm dünyada şubeleri olan marka işte böyle doğar.

Hayat bazen acımasız olabilir. Mühim olan zorluklara dayanabilmek, şartlara uyum sağlayabilmek ve her şeyden önce kendimize güvenerek yapabileceklerimizin farkında olabilmek. Yapabileceklerimizi Sanders gibi zor şartlarda öğrenmek zorunda değiliz. Sadece çocukların kendilerini, yeteneklerini, başarabileceklerini fark edebilmeleri için onlara alan açmamız yeterli. Her düştüklerinde yanlarında olamayız ama her düştüklerinde kalkmaları gerektiğini onlara öğretebiliriz. Edison da doğruyu bulana kadar binlerce hatalı deneme yapmadı mı?