Askıda akıl…

Zamanında ülkemiz gündemine oturan veya oturtulan bankerler dönemi o zamanlar toplumsal akıl şaşmasının en yüksek seviyeydi desem yeri var.

O yıllarda Banker Kastelli, namı diğer Cevher Özden’in ofislerinde herkes sıraya girer ve Banker Kastelli’ye para yatırmak için izdiham yaşanırdı. Parasını orada değerlendirmeyen kişiler içten içe akılsız olarak tanımlanırdı. Yıllar, yıllar sonra Nişantaşı’nda ki ofisimde komşu olduğum ve bambaşka bir gündemle tanıştığım Cevher Özden’i görünce, bir ekonomi dehası değil, sadece kurnaz bir adam olduğunu hissetmiş ve geçmişe dair kısa sohbet etmiştim. Kastelli’nin öncülüğünde sektöre hücum eden diğer bankerler de yancı marka olarak milyonlarca lirayı hiç etti. Ardında aldatılmış yüzlerce insan ve kaybolan umutlar. Sonralarda farklı içeriklerle kazanç vaat edenler, kooperatifler, kısa süreliğine ünlü olup dolandıran ve kaybolan ürün veya hizmetler.

Sonuç, zarar görenler için Cem Karaca’nın “Beni siz delirttiniz” şarkısına çıktı.

Marka olmak konusunda şunu sürekli söylerim, ateşini harlı yakarsan ısınmaya gelen çok olur. Bu anlamı, temel felsefesi ve derinliği yapanlar kalıcı, bu metaforu kullanarak ‘’mış’’ gibi yapanlar hep gidici oldular. Ne acı ki, o ateşin başına ısınmak için gelenlerin pek çoğu ise uzun süre soğuğa mahkûm kaldılar.

Kripto para (gizli para) piyasasında son günlerde yaşananlarda pek çok mağdur bırakacak gibi gözüküyor. Sektörün temeli oluşmadan var olan büyüme trendi, bir fırsatı kaçırıyoruz hissiyle sisteme dahil olan pek çok insan fırsat ararken, kendileri fırsat haline geldiler. Düşünsenize 23-24 yaşında çocuklar yüzbinlerce insanın aklına galip gelerek onları dolandırmış oluyor. Peki bu kitlesel hareketin temelinde yatan güdü ne?

1 Fırsatı yakalayanlardan olmak. 2 Hızlı ve kestirme fayda sağlamak. 3 AkIılı askıya almak

Ülkemizin düşünce ve deneyimli insanlarını vatandaşlık görevine çağırmaktan başka çare yok. Yeni toplumsal hizmet ‘’askıda akıl’’ olmalı diye düşünüyorum.

Maalesef aklı askıya alınca başına geldikçe öğreniyor ve deneyimliyoruz. Muhakeme yeteneği söylentilerden ibaret olup, eylemi de ona göre belirliyoruz.

Oysa konuyla ilgili çok değerli atasözlerimiz var. Tabi o sözleri esas alamayınca sonuca ‘‘bir müsibet, bin nasihatten evladır’’ diyerek sonucu tanımlayacak başka bir atasözü söylemek mümkün.

En önemlisi ise aklımızı askıya almadan, ya da askıda olan akıldan faydalanarak bu tür kararları bir bilene sormak ve ona göre risk almamayı tavsiye ederim.

Kripto, bir gizli belgeyi veya kişiyi anlatırken, Kripto para tanımının alt yapısı olamadan güvenli olabilmesi akıl işi değildir.

Bir süre daha Kripto varlık konusunda aklı askıda bırakmayalım derim.

ATATÜRK ölmedi, dünya markaları ile yaşıyor.

Mesleki bilincim oturmaya başladıkça marka kültürü anlayışını daha derin irdelemeye uzun yıllar önce başladım. Ülkemizde bir dünya markası alt yapısıyla halen faaliyette olan markalar bir elin parmaklarını geçmez.

Ama biri var ki, bence en özel ve derin markası…

İpekiş Mensucat Türk A.Ş. Atatürk’ün kuruluş emrini verdiği ve 1 Ekim 1925 tarihinde bizzat Ata’mızın katılımıyla gerçekleşen Türkiye Cumhuriyeti’nin sanayileşmesine öncülük eden ilk fabrikası.

Kuruluşundan bu yana sektöre büyük öncülük yapan İpekiş, günümüzde Tarman Grup yönetiminde bir dünya markası anlayışıyla inovatif çalışmalarını yürütmektedir. Hatta onlarca kumaş fabrikası zaman içinde yok olurken, şu anda dünyanın en önemli markalarının temel üretim markası olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Ve Atatürk markasına yakışan bir yol haritası olarak benimde gurur duyduğum örnek markadır.

Yani; bizim naçiz vücudumuz elbet bir gün toprak olacaktır, ancak toplum için yaptığımız büyük ve doğru olan her şey ilelebet payidar kalacaktır.

Hakan Kural / Marka Danışmanı